İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/770 E., 2020/229 K.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında, değişen suç vasfı nedeniyle reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkumiyet kararı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili, katılan kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Katılan kurum vekilinin temyiz isteği; sanığın mağdura karşı hürriyeti kısıtlama suçunu işlediğine, cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, yerel mahkemenin delilleri değerlendirmede ve takdirinde hukuken hatalı davrandığının açık olduğuna ilişkindir.
Dava konusu olay, sanığın, sosyal medya aracılığıyla tanışıp görüşmeye başladığı 15 yaşını bitirmiş olan mağdure ile buluştuğu, aracına aldığı mağdureyi kırsal bir alana götürdüğü mağdur çocuk ile zorla cinsel ilişkiye girmek ve eylemi sırasında karşı koyan mağdur çocuğun gitmesine engel olmak suretiyle cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince; sanığın eyleminin cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek değişen suç vasfı nedeniyle 5237 sayılı Kanun' un 104 üncü maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden de katılan ...' ın rızası dışında sanık tarafından hürriyetinin kısıtlandığına, alıkonulduğuna dair yeterli delil mevcut olmadığı gerekçesiyle bu suç nedeniyle sanığın beraatına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince reşit olmayanla cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları açısından kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinde verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan “...temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde katılan kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
1.Dava dosyası içeriği, sanığın aşamalardaki savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan kurum vekilinin, sanığın mağdura karşı hürriyeti kısıtlama suçunu işlediğine, cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına, yerel mahkemenin delilleri değerlendirmede ve takdirinde hukuken hatalı davrandığının açık olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
A. Sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli kararında katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.