1- İlk derece mahkemesince arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali davası ve birleşen tapu iptal ve tescil davalarında davalı yüklenicinin sözleşmede belirtilen süre içinde bağımsız bölümleri fiilen kullanıma hazır hale getirdiği ve kullanılmaya başlanması nedeniyle davacı arsa malikleri yönünden kira mahrumiyet bedeli istenemeyeceği, birleşen dosya yönünden ise, davacı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan borçlarını süresi içinde yerine getirdiği, yapı kullanma izin belgesini aldığı, sözleşme gereğince kendisine verilmesi gereken 6 numaralı bağımsız bölüme hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

2- İlk derece mahkemesi kararına karşı asıl davada davacılar birleşen davada davalılar vekilince vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3-İstinaf Mahkemesinin bu kararına karşı davacı-birleşen dosya davalıları vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 2019/38 esas ve 2019/4489 karar sayılı ilamıyla, iskân ruhsatının 02.06.2015 tarihinde alındığı, davacı arsa sahipleri tarafından 27.02.2015 tarihinde tarihinde icra takibine geçilerek kira tazminatı istendiği, 23.06.2014 tarihli tutanağın davacı arsa sahiplerinin dairelerinin fiilen teslim edildiğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece inşaatın bitmesi gereken 05.10.2013 tarihinden 27.02.2015 olan takip tarihine kadar geçen süre için arsa sahiplerinin hak kazanacağı kira tazminat miktarını, bilirkişilerden alınacak ek raporla hesaplattırıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, talebin tümüyle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4- İlk derece Mahkemesinin Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin bozma kararı üzerine verdiği, bilirkişi raporu, içeriği, gerekçeleri ve Yargıtay bozma ilamı ile uyumlu olması itibariyle yeterli bulunarak asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen ikinci karara karşı asıl dosya davalısı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, asıl dosyada davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına ilişkin asıl dosya davalısı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.