İNCELEME KONUSU

Mahkûmiyet

Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.11.2018 tarihli ve 2018/733 Esas, 2018/1113 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.12.2018 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 05.08.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve 2022/113321 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB- 2022/113321 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
".... sanığın İzmir 1. İnfaz Hakimliğinin 04/01/2018 tarihli ve 2018/66 esas, 2018/63 karar sayılı kararıyla hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilip tahliye edilmesini takiben, denetimli serbestlik tedbirini ihlalde ısrar etmesi nedeniyle Karşıyaka İnfaz Hakimliğinin 30/05/2018 tarihli ve 2018/2795 esas, 2018/2580 sayılı kararıyla kapalıya iade kararının verildiği, kararın tebliğine rağmen iki gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmadığı gerekçesiyle sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; Karşıyaka 1. İnfaz Hakimliğinin 30/05/2018 tarihli ve 2018/2795 esas, 2018/2580 sayılı kararının sanığa tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, anılan Mahkemenin 20/12/2021 tarihli ve 2018/2795 sayılı yazısında da, anılan kararın hükümlüğe tebliğ edilmediğinin bildirildiği, bu durumda anılan kararın kesinleşmediği ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

3. Somut uyuşmazlıkta; karar tarihinde başka suçtan hükümlü olup SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı verilen kararı 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesi uyarınca "tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek" temyiz edebileceği bildiriminde bulunulmadığı gibi yüzüne karşı tefhim edilen asıl karara ilişkin duruşma tutanağının bir örneğinin verilmediği, bu durumda kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı ve kararın tebliğ edilmediği gözetildiğinde, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.

4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca temyiz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihinde karar verildi.