İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasında tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Batman ili ... ilçesi ... Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı, 271842,40 m² taşınmaz orman niteliğinde, 119 ada 69 parsel sayılı, 921213,76 m² taşınmaz ham toprak niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Batman ili ... ilçesi ... Köyü 134 ada 104 parsel sayılı, 231261,31 m² taşınmaz, 127 ada 35 parsel sayılı, 9011,20 m² taşınmaz, 132 ada 27 parsel sayılı, 5824,46 m² taşınmaz ham toprak niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların kadastro çalışmalarında davalı Hazine adına tapuya tescil edildiğini ancak dava konusu taşınmazların yaklaşık 100 dönümlük kısmının atalarından davacıya kaldığını ve eklemeli zilyetlikle beraber 60-70 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız davacının zilyetliğinde olduğunu iddia ederek, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Yargılama esnasında, İlk Derece Mahkemesince ... Köyü 134 ada 104 parsel, 127 ada 35 parsel ve 132 ada 27 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın tefrik edilerek, Mahkemenin 2019/224 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edildiği, eldeki dosyada sadece Başova Köyü 119 ada 69 parsel ve 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yargılama yapıldığı ve Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli ve 2018/1162 Esas, 2020/532 Karar sayılı ilamıyla davanın esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 28.05.2021 tarihli ve 2020/938 Esas, 2021/643 Karar sayılı ilamında özetle; ''Başova Köyü çalışma alanında 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli 119 ada 69 parsel sayılı taşınmazın 92.1213,76 m² yüzölçümlü olarak 'ham toprak' vasfıyla, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 27.1841,40 m² yüzölçümlü olarak 'orman' vasfı ile davalı Maliye Hazinesi adına tespit gördüğü, yapılan kadastro tespitlerinin sırayla 29.05.2009 ve 18.11.2008 tarihlerinde kesinleştiği, 119 ada 69 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 26040,51 m2'lik kısmı ile 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 16372,05 m2'lik kısmının dava konusunu oluşturduğu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz bölümlerinde 1973,1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetlerin ve kullanımının olmadığı, içerisinde yer yer ağaç öbeklerinin olduğu, sonuç olarak dava konusu her iki taşınmaz parçasında da tescil tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden kullanımın ve tarımsal faaliyetinin olmadığının beyan edildiği, ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmaz bölümlerinin keşif tarihi itibariyle sürülü olmadığı, üzerinde ekili ve dikili herhangi bir kültür bitkisinin bulunmadığı, zeminde meşe ağaçlarının olduğu, meşe ağaçlarının öbekler halinde olup tüm taşınmazı kapladığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın eğiminin %20 -30, (B) harfi ile gösterilen kısmın ise %7-15 arasında olduğu, zeminin eğim ve taşlık durumu, üzerindeki meşe ağaçları ve boşluklarda bulunan ağaç, kök ve yaprak kalıntıları dikkate alındığında önceki yıllarda taşınmazların ormanlık alan olduğunun tespit edildiğinin beyan edildiği, orman mühendisi bilirkişi raporunda da dava konusu her iki taşınmaz parçasının da 1973,1984 ve 2002 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde sürülü olmadığı, yer yer yoğun olarak meşeliklerin olduğu, taşınmazların eylemli olarak civarda bulunan orman ağaçları ile bir bütünlük arz ettikleri ve orman sayılan yerlerden olduğunun beyan edildiği, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişisi tarafından taşınmazların tespit tarihinden geriye doğru uzun süredir ekilip biçilmediğinin beyan edildiği, davacının ekonomik amaca yönelik zilyetliğinin bulunduğunun ispat edilemediği, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının oluşmadığı, keza uzman orman mühendisi bilirkişi tarafından taşınmaz parçalarının orman vasfında olduğunun bildirilmesi karşısında orman niteliğindeki bir yerin özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığına'' değinilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.