İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Bolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 9 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. Bolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli kararına yönelik sanığın ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 30.10.2017 tarihli kararı ile;"...Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141.maddesi ve CMK'nın 230.maddesi gereğince, mahkeme kararlarının gerekçe içermesi ve gerekçenin açık, anlaşılır olması ve hüküm fıkrası ile çelişki içermemesi gerekmektedir. Mahkeme kararının incelenmesinde, sanığın alıkoyma suçunu hangi tarihte ne şekilde işlediği yönünde açıklama ve gerekçe yazılmadığı, sadece numarası belli olmayan Ağır Ceza Mahkemesi kararına atıfta bulunulduğu, bu durumun Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141.maddesi ve CMK'nın 230 ve CMK'nın 289/1-g maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, istinaf başvrusunun kabulüyle..." hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 9 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

5. Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli kararına yönelik sanık ... müdafii, Cumhuriyet Savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 26.06.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 31 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

1.Katılan mağdur vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine, re'sen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında en üst hadden ve indirimsiz olarak ceza tayin edilmesi gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, hükmün hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına, re'sen gözetilecek sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

3. Sanığın temyiz sebepleri; mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı karar verildiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanığın, olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdureyi değişik tarihlerde cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bıraktığı iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemesince; " sanığın Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/196 Esas 2015/300 Karar sayılı ilamı ile çocuğun nitelikli istismar suçundan ceza aldığı, bu cezanın Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2016/5165 Esas 2016/7190 Karar sayılı ilamı ile onanarak 26/10/2016 tarihinde kesinleştiği, hürriyeti tahdit suçunun oluşabilmesinin kişinin isteği dışında bir yere gidip gitmemesinin engellenmesi olduğu, cinsel istismar sırasında çocuğun hürriyetinin tahdit edildiğinin Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/196 Esas 2015/300 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşıldığından sanığın Cinsel Amaçla Çocuğu Hürriyetinden Zincirleme Olarak Yoksun Kılma suçundan mahkumiyetine karar vermek gerekmiş..." şeklindeki kabulle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesince; "..Sanığın mağdurun ailesi ile aile dostu olduğu, olay tarihlerinde 15 yaşından küçük mağdur çocuk ile arkadaşlık kurduğu, mağduru cinsel amaçla kendi evine ya da evinin alt katındaki boş daireye birden çok kez farklı zamanlarda götürerek tamamen vücudunu soyup organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, mağdurun yaşının küçük olması nedeniyle rızasının hukuken geçersiz olduğu, katılan mağdur, katılan, tanık anlatımları ile HTS kayıtları dikkate alındığında sanığın eylemlerini 05/01/2015-05/08/2015 tarih aralığında gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği, sanık hakkında Bolu Ağır Ceza Mahkemesince sanığın 3-4 kez mağduru evine ya da alt katındaki boş daireye götürüp zincirleme nitelikli istismar suçunu işlediği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği, sanığın cinsel istismarda bulunmak amacıyla mağduru birden çok kez belirtilen tarih aralığında bulunduğu yerden alıp kendi evine ya da evinin alt katındaki boş mekana götürerek organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu sabit olmuştur...
İlk derece mahkemesince mahkumiyet hükmüne CMK'nın 230.maddesine uygun hiç gerekçe yazmayıp Bolu Ağır Ceza Mahkemesi kararına atıfta bulunmakla yetinilmesi, CMK'nın 280,289.maddelerinde yapılan değişiklik ile gerekçesizlik nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkin düzenlemenin kaldırılmış olması, sanığın eylemi ile ilk derece mahkemesince verilen ceza arasında orantısızlık bulunması, TCK'nın 43.maddesi uyarınca yapılan artırım miktarının gerekçesiz, orantısız biçimde ve ağır ceza mahkemesince benimsenen artırım oranı ile çelişir biçimde 1/2 oranında uygulanması nedenleriyle ilk derece mahkemesi hükmünde hukuka aykırılıklar bulunduğundan istinaf başvuruları yerinde bulunup Dairemizce dava yeniden görülmüştür..." şeklindeki gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

A. Katılan mağdur vekilinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden;

1.Dava dosyası içeriği, mağdur beyanları, müşteki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden katılan mağdur vekilinin, sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine, re'sen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine, katılan Bakanlık vekilinin, sanık hakkında en üst hadden ve indirimsiz olarak ceza tayin edilmesi gerektiğine, hükmün hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına, re'sen gözetilecek sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.

B. Sanığın temyiz istemi yönünden;

1.Dava dosyası içeriği, mağdur beyanları, müşteki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından sanığın, mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı karar verildiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 26.06.2020 tarihli kararında katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.