Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1- Oluşa ve dosya kapsamına göre sanığın katılanın arazisinden zorunlu olarak geçmesi sonucunda arazide bulunan, bağ, dikili ağaç veya ekine zarar vermesinin söz konusu olmadığı, 06.05.2015 tarihinde ziraat bilirkişisi tarafından yapılan tespite göre sanığın araziden pikap ile geçmesi sonucunda yalnızca toprağın bir miktar sıkıştığı ve bu sıkışıklığın da toprağın kazınması yoluyla giderilebileceği, sanığın zarar verme kastı bulunmadığı gibi sanık savunması ve tanık beyanlarına göre de tarlayı sürmeyi teklif ettikleri ancak katılanın kabul etmediği, bu hâliyle atılı mala zarar verme suçunun oluşmadığı anlaşılmakla sanığın beraati gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup sanığın eylemine uyan, 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezası seçenek yaptırım olarak öngörülmüş ise, temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddesi gereğince hapis cezası seçildikten sonra, aynı Kanun'un 50/2. maddesindeki düzenlemeye göre hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesinin mümkün olmaması karşısında, sanık hakkında hüküm kurulurken aynı Kanun'un 50/2. maddesi gözetilerek hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.