Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/608 Esas, 2015/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine ve bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
B. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15.12.2020 tarihli ve 2020/8850 Esas, 2020/9041 Karar sayılı kararı ile "Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, suç tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı teknik yöntemlerle belirlenemeyen sanığın savunmasının aksine, diğer sanık Alper'in ikametinde yapılan aramada ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, yasaya aykırı" olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozmaya uyularak, yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; yargılamanın tüm aşamalarında sanığı temsil ettiğine, vekaletnamesinin bulunduğuna ve kararı temyiz ettiğine, bozma kararı sonrası duruşma gününün kendisine ve sanığa tebliğ edilmeden aynı gün karar verildiğine ancak beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, beraat hükmü hariç vekalet ücreti yönünden kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1136 sayılı Kanun’un 168 inci ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
Yargılama giderlerine ilişkin paragrafından sonra gelmek üzere "Sanık ...'in kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 4.080,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.03.2024 tarihinde karar verildi.