Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; kurum lehine vekâlet ücreti verilmemesi ve re'sen gözönüne alınacak nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Suç tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçta önleme araması uyarınca yapılan aramada 60 litrelik bidonlar içeresinden ulusal marker ölçümü geçersiz sonuç veren toplam 2400 litre motorin ele geçmesi üzerine sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/11. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; ele geçen akaryakıtı kendi kullanımı için aldığını beyan etmiştir.

Suça konu akaryakıt ile ilgili 12.12.2013 tarihli... tarafından düzenlenen analiz raporu dava dosyasında mevcuttur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Kendisini vekille temsil ettiren katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücreti hükmedilmemesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükme "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.400,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan ... İdaresi'ne verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.

Sanık ...'in sevk ve idaresinde bulunun araçta 60 litrelik bidonlar içerisinde ulusal marker ölçümü geçersiz sonuç veren toplam 2300 litre gümrük kaçağı motorin ele geçirildiğinden bahisle açılan kamu davasında suç konusu kaçak akaryakıtın ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu konusunda dairemiz heyeti çoğunluğuyla aramızda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir.

Ancak;
15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanık ...'e yapılan etkin pişmanlık ihtaratında gümrüklenmiş değerin iki katını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde 1/3 oranında indirim yapılacağının bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması, etkin pişmanlık ihtaratının yapılmaması ve sanığın ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükmün uygulanmaması hukuka aykırıdır.

Bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği cihetiyle Sayın Çoğunluk görüşüne katılmadığımı ve muhalif olduğumu beyan ederim. 05.03.2024