SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama, cinsel taciz, tehdit

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama, cinsel taciz, tehdit suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 116 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 35 inci maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2015 tarihli ve 2014/121 Esas, 2015/266 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi sonucunda sanığın katılanın evine girerek katılanın vücuduna cinsel amaçlı dokunduğu, katılanın elbiselerini çıkarmaya çalıştığı katılanın sanığa direndiği katılanın bağırması üzerine komşusunun eve geldiği ve bu nedenle sanığın eylemine son vermek zorunda kalarak kaçtığı ve kaçarken "Birine anlatırsa seni öldürürüm" dediği sabit olduğundan nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı Kanun'un 116 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tehdit suçundan aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel içerikli mesaj atmak suretiyle cinsel taciz suçunu işlediği sabit olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, farklı bir tarihte katılana vurmak suretiyle yaraladığı sabit olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

A. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi taktiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ve dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlara ilişkindir.

A.Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden

1. Sanık hakkında hüküm kurulurken denetime olanak verecek şekilde lehe aleyhe kanun değerlendirmesi yapılmamış ise de; önceki ve sonraki kanunlardaki temel cezaların alt sınırlardan tayini, artırım ve indirimlerin ise en lehe oranlar üzerinde yapılması halinde dahi 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve beşinci fıkrasının açıkça aleyhe sonuç doğurduğu anlaşıldığından, anılan noksanlık sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Konut Dokunulmazlığının İhlali, Kasten Yaralama, Tehdit ve Cinsel Taciz Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 105 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 14.10.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

A. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2015 tarihli ve 2014/121 Esas, 2015/266 Karar sayılı kararında katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili, sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Konut Dokunulmazlığının İhlali, Kasten Yaralama, Tehdit ve Cinsel Taciz Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2015 tarihli ve 2014/121 Esas, 2015/266 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili, sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.03.2024 tarihinde karar verildi.