SUÇLAR: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet,
kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, görevi yaptırmamak
için direnme
Sanık ... hakkında; kaçakçılık suçundan 3
kez mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, kamu görevlisine
görevinden dolayı hakaret suçundan mahkûmiyet, görevi yaptırmamak
için direnme suçundan mahkûmiyet, sanık ... hakkında;
kaçakçılık suçundan 2 kez mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Sanık ...'un temyiz istemi; suç kastı olmadığı ve hakkında mahkûmiyetini gerektirir nitelikte delil bulunmadığı halde eksik araştırma ile haksız yere mahkûmiyetine karar verildiğine, hakkında lehe hükümlerin ve bu kapsamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesesesinin uygulanmadığına ilişkindir.
2.Sanık ...'un temyiz istemi; kaçakçılık suçu ile ilgisinin olmadığına, usul ve kanuna aykırı olarak cezalandırılmasına karar verildiğine ilişkindir.
3.Üst Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; münhasıran kaçakçılık suçuna ilişkin olup, kaçakçılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde verilen hapis cezaları kısa süreli olmadığı halde adlî para cezasına çevrildiğine ilişkindir.
08.02.2014 tarihinde; kolluk görevlilerince Gerede ilçesi Jandarma Komutanlığı sorumluluk sahasında icra edilen önleyici hizmet devriyesi esnasında, sanıklardan ...'a ait Oto Market Büfe adlı iş yerinde park halinde bulunan ...plaka sayılı kamyona, ...'un oğlu olan hakkında beraat kararı verilen 12-15 yaş aralığındaki temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... tarafından büfenin yan tarafındaki daha evvel akaryakıt istasyonu olarak kullanılan atıl vaziyetteki depodan uzatılan hortum ve çalışır vaziyetteki akaryakıt pompası ile aktarım yapıldığı görülerek, olaya müdahale edildiği, iş yerinin gıda ve yedek parça satışı yapılan bir iş yeri olduğunun görüldüğü, ...plaka sayılı kamyon sürücüsü olan ...ın görevlilere iş yerinden litresi 3,50 TL'den motorin aldığını beyan ettiği, bu sırada sanık ...'un olay yerine gelerek J. Kd. Çvş mağdur ...'ın üniformasının sağ omuzundan çekiştirdiği ve mağdura ''Dümbük, rütbenden olma, ailenden olma, alay komutanını arayacağım yuvanı dağıtacağım,'' şeklindeki iddianameye konu sözlerle saldırdığı, Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verilen yazılı arama emri ile depoda yapılan aramada, varillerde 18.02.2014 tarihli Tübitak MAM raporuna göre ulusal marker seviyesi geçersiz, tağşiş edilmemiş ancak standarda uygun olmayan 180 litre motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Bu olay nedeniyle sanık ... hakkında kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası, kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mağdur ...'ın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları dosyada mevcuttur.
Sanık ... bu olaya ilişkin savunmasında; el konulan eşyanın motorin değil madeni yağ olduğunu, faturalı olarak madeni yağ alım satımı yapmakta olduğunu, iddianamede yazılı hakaret ve tehdit sözlerini kullanmadığını, suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.
11.03.2014 tarihinde; saat 00.30 sıralarında; sanıklardan ...'un işletmecisi olduğu ifade edilen oto market ve madeni yağ istasyonunda (08.02.2014 tarihli olaydaki ile aynı iş yeri) kaçak akaryakıt bulunduğu ihbarı üzerine gece vakti Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emri ile iş yerine gidildiği, iş yerinde ...'un kardeşi olan sanık ...'un olduğu görülerek yapılan aramada; iş yerinin market kısmının mutfak olarak kullanılan bölümünde 5 farklı markadan 193 paket kaçak sigara ve iş yerinin yağ deposunda iki adet varilde 260 litre 18.02.2014 tarihli Tübitak MAM raporuna göre ulusal marker seviyesi geçersiz, yağ içeren motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Bu olay nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onikinci, onsekizinci fıkrası ve aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık ...'un bu olaya ilişkin olarak mahkemece savunmasının tespit edilmediği belirlenmiştir.
Sanık ...'un savunmasında; adı geçen büfede oto yağı, antifiriz, motor yağı ve kamyonet aksesuarları satmakta olduğunu, ele geçen kaçak sigaraların kendisi ve iki kardeşlerinin içmesi amacıyla iş yerinde bulunuyor olduğunu, ele geçen kaçak akaryakıtın ise bir kamyon şoförünün ricası üzerine sağ deposundan sol depoya aktarmaya çalıştıkları akaryakıt olduğunu, bu esnada görevlilerce müdahele edildiğini, suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.
Yargılama aşamasında17.07.2014 tasrihli karar ile; 11.03.2014 tarihli olaya ilişkin dava dosyasının 08.02.2014 tarihli olayla ilişkin dava dosyası ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
A. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Ve Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Mağdurun anlatımları, olay tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'ın iş yerine kaçakçılık olayını soruşturmak için gelen mağdura ''Dümbük, rütbenden olma, ailenden olma, alay komutanını arayacağım yuvanı dağıtacağım'' şeklindeki sözleri sarf etmek suretiyle üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarını işlediği anlaşıldığından, sanık hakkında atılı suçlardan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık ... hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temel adlî para cezası 365 günden az belirlenemeyeceği halde 360 gün olarak belirlenmek suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık ...'un yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık ... Hakkında 08.02.2014 ve 11.03.2014 Tarihli Olaylar Nedeniyle Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
08.02.2014 tarihli olayda; sanığa ait ticari iş yerinde kamyona kaçak motorin aktarımı yapıldığı sırada kolluk görevlilerince suçüstü yapılması karşısında; sanık ... hakkında 08.02.2014 tarihli eylem yönüyle kaçakçılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
(11.03.2014 tarihli olay bakımından ise; sanığın savunması alınmadığından sübuta yönelik değerlendirme yapılmamıştır.)
1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 147 ve 191 inci maddeleri uyarınca 11.03.2014 tarihli olaya ilişkin birleşen 2014/311 Esas sayılı dava dosyasındaki 02.07.2014 tarihli ve 2014/478 Esas numaralı iddianame bakımından sanık ...'un usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. 11.03.2014 tarihli olayda; suç tarihi itibarıyla ele geçirilen gümrük kaçağı sigaralar yönünden sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasını, motorin yönünden ise motorinin marker seviyesinin geçersiz olup yurda kaçak olarak sokulduğunun anlaşılması karşısında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasını ihlal ettiği cihetle; 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesindeki fikri içtima kuralı gereğince 11.03.2014 tarihli eylemden sanığın 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken sanık hakkında 11.03.2014 tarihli, eylem yönünden 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve onbirinci fıkrasından ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması,
3.Sanık ...'un 08.02.2014 ve 11.03.2014 tarihli kaçakçılık eylemlerinden ayrı ayrı açılan kamu davalarında iddianame tarihlerinin aynı olması karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararı uyarınca, sanığın tek suç işleme kararı kapsamında kısa aralıkla iki kez 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği, hukukî kesintinin iddianame düzenlenmesiyle gerçekleşecek olduğu, işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, aynı suç işleme kararıyla hukukî kesinti gerçekleşmeden yeniden suç işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yerine, her bir eylemi ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın zincirleme suça vücut veren 08.02.2014 ve 11.03.2014 tarihli eylemlerinin fikri içtima kuralı da gözetildiğinde 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve onsekizinci fıkraları delaletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un üçüncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve onsekizinci fıkraları delaletiyle aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ve aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
5.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezaları kısa süreli olmadığı halde, seçenek yaptırım olarak adlî para cezasına çevrilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 50 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi,
6.Dava konusu eşyaların müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
C. Sanık ... Hakkında 11.03.2014 Tarihli Olay Nedeniyle Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
Sanık ...'un ağabeyi olan diğer sanık ... ile birlikte işlettiği gıda ve yedek parça satışı yapılan iş yerinde kaçak akaryakıt bulunduğu ihbarı üzerine, 11.03.2014 tarihinde usulünce yapılan aramada 193 paket kaçak sigara ve 260 litre kaçak motorin ele geçirildiği olayda, ihbar, eşyaların gıda satışı da yapan ticari iş yerinde ele geçmesi, kaçak sigaraların 5 farklı markadan oluşması, sanık ...'in akaryakıta ilişkin tevilli anlatımı karşısında; sanık ... hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Suç tarihi itibarıyla ele geçirilen gümrük kaçağı sigaralar yönünden sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasını, motorin yönünden ise motorinin marker seviyesinin geçersiz olup yurda kaçak olarak sokulduğunun anlaşılması karşısında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasını ihlal ettiği cihetle; 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesindeki fikri içtima kuralı gereğince 11.03.2014 tarihli eylemden sanığın 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken sanık hakkında 11.03.2014 tarihli eylem yönünden 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve onbirinci fıkrasından ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması,
2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin fikri içtima kuralı da gözetildiğinde 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve onsekizinci fıkraları delaletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un üçüncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve onsekizinci fıkraları delaletiyle aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ve aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
3.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezaları kısa süreli olmadığı halde, seçenek yaptırım olarak adlî para cezasına çevrilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 50 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi,
4.Dava konusu eşyaların müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
A. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Ve Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ...'un temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık ... Hakkında 08.02.2014 ve 11.03.2014 Tarihli Olaylar Nedeniyle Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri ile Sanık ... Hakkında 11.03.2014 Tarihli Olay Nedeniyle Kaçakçılık suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar ve Üst Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.