Esastan ret
Taraflar arasındaki, kesinleşen karar nedeniyle bağlanması gereken ölüm aylıklarının eksik ödendiği iddiası ile ölüm aylığı miktarının arttırılması ve farklarının davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesi ile davacının babası Teberali Başkurulur’un 1980 yılında vefat ettiğini bu sırada eşi ...ile evli olan davacının eşinin 1997 de vefat etmesine müteakip 15.05.1997 de eşinden dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu ve kendisine eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığını, 22.08.1999 tarihide babasından dolayı yetim aylığı almak için Kuruma başvurarak aylık almaya başladığını, ancak Kurumun 2005 de babasından dolayı aylığı yetim aylığını gerekçe göstermeksizin kestiğini, ardından açılan Ankara 10.İş Mahkemesinin 2015/216 Karar sayılı ilamı ile Kurum işleminin iptaline, 01.10.2008-12.11.2012 arası 30.335,73 TL aylığın ödenmesine karar verildiğini, kesinleşen karara göre Kuruma başvuru yapıldığında 2015/Eylül ayı aylığının 660,00 TL olarak bağlandığını, ancak kesinleşen Mahkeme dosyası içinde davalı Kurumun gönderdiği maaş tablosunda ve bilirkişi raporunda 2012 yılındaki aylığın 743,59 TL olarak bildirildiği, ayrıca Kurumun 2008-/10-2011/10 arası aylıkları ödediğini, 2012/11 ile 2015/8 aylar aylıklarını ödemediğini ileri sürerek, davacıya 660.00 TL olarak bağlanan aylığın hatalı olduğunun belirlenerek gerçek miktarın tesbitine, 2012/11-2015/8 ay arası ödenmeyen yetim aylıklarından şimdilik 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, Kuruma bildirilen hizmet süreleri ve ödediği primlere göre yaşlılık aylığının bağlandığını, müvekkil Kurumun hiçbir sorumluğunun bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, davacının daha önce açtığı ve kesinleşen Ankara 10. İş Mahkemesinin kararında aylığın miktarına ilişkin bir tesbit kararı bulunmayıp, birikmiş aylıklar yönünden alacak hükmü kurulmuştur. Alacağa esas miktar Ankara 10. İş Mahkemesi dosyasının ilk verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay'ın bozma ilamı gereği Kuruma sorularak belirlenmiştir. Anılan dosyadaki tesbite göre davacıya babasından dolayı ödenen aylık Kasım 2005 tarihinde 376,44 TL dir. Anılan aylığın güncellenmesi sonrası 01.07.2012 tarihinde belirlenen aylık 722,76 TL iken Kurumun bozma kararı sonrası gönderdiği listede 743,59 TL olarak bildirilmiştir.
Kurumun 06.10.2017 tarihli yazı cevabında 2 aylık bağlandığından ikinci aylığın yarısının bağlandığı, alt sınır uygulaması yapılmadığı, 01.07.2014 tarihinden gönderilen aylık dökümünün hatalı olup Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Sonraki yazışmada da aylığın ne şekilde ve nasıl hesaplandığına dair ayrıntılı bilgi verilmediği anlaşılmıştır. Kurum daha önce aylık miktarı ile ilgili alt sınır uygulaması olmadığını, ancak 96 ncı maddeye göre aylıkların birleşmesi halinde yüksek olanının tamamının, düşük olanının yarısının bağlanacağını bildirmiştir.
Dosya kapsamına göre davacıya babasından dolayı 01.07.1980 itibari ile aylık bağlandığı, evlenmesi ile 01.05.1981 tarihinde aylığının durdurulduğu, daha sonra tekrar bağlanan aylığın ise eşinden bağlanan aylıktan yüksek olması sebebi ile babasından bağlanan aylığın kesildiği anlaşılmıştır. Aktüerya uzmanı bilirkişinin oluşa uygun raporuna göre; davacının talep edebileceği fark miktarının tespit edildiği ve davacıya 24.09.2015 tarihinde ödenmesi gereken aylık miktarının ek ödeme hariç 906.16 TL olduğu sübut bulmakla davanın kabulüne davacının 24.09.2015 tarihinde ödenmesi gereken 30 günlük aylığının ek ödeme hariç 906,16 TL olduğunun ve sonraki aylıkların bu miktar esas alınarak yasal zamlar uygulanmak sureti ile belirlenerek davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, 2012/11-2015/8 Ağustos ayı dahil olmak üzere bu aylar arası davacının fark aylıkları toplamı olan 7.585,73 TL'nin 2.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 04.02.2016 tarihinden itibaren bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 07.11.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, aylık fark alacağının Kurumdan tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile Mahkemece alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacıya ödenmesi gereken aylık miktarı ve eksik ödenen miktarlar tespit edildiği ve buna göre karar verildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, kesinleşen karar nedeniyle bağlanması gereken ölüm aylıklarının eksik ödendiği iddiası ile ölüm aylığı miktarının arttırılması gerekip gerekmediği ve bu hususta davalı Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, (mülga) 506 sayılı Kanun'un 68 inci ve 96 ncı maddesi hükümleridir.
Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 96 ncı maddesi:
"Bu Kanuna göre bağlanacak aylıklar, 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas günlük kazanç alt sınırının aylık tutarının %35 inden az olamaz.
Sosyal Sigortalar Kurumuna devrolunan sandıklardan 991 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesine göre bağlanmış emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylıkları ile mezkur Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre Kurumca bağlanacak aylıklarla dul ve yetim aylıkları (aylık alan tek kişi de olsa) toplamı, yukarıdaki fıkraya göre bulunacak alt sınırdan aşağı olamaz.
Hak sahibi kimselerin gelir ve aylıkları; hak sahibi bir kişi ise bu maddenin 1 inci fıkrasına göre hesaplanan alt sınır aylığının %80 inden, hak sahibi iki kişi ise %90 'ından az olamaz.
İş göremezlik derecesi %25 ve daha yukarı olanlara bu Kanun'un 20 nci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca bağlanacak sürekli kısmi işgöremezlik gelirinin aylık tutarı bu Kanunun 78 inci maddesi uyarınca tespit olunacak günlük kazanç alt sınırının 30 katının %70'inden az olamaz.
Sigortalı veya hak sahibine bu Kanun hükümlerine göre bağlanan gelir veya aylıklardan, ilk hak edilen gelir veya aylık dışında sonradan bağlanacak gelir ve aylıklar için yukarıdaki fıkralardaki hükümler uygulanmaz. Aynı anda birden fazla gelir veya aylık hak edilirse, yüksek olanı ilk hak edilen gelir veya aylık olarak esas alınır.
Bu madde hükmü sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmi aylıklar için nazara alınmaz." hükmünü içermektedir.
Eldeki davada, davaya konu uyuşmazlığın, 506 sayılı Kanun kapsamında iken vefat eden eşinden dolayı aylık alan davacıya, babasından da aynı kanun hükümlerine göre bağlanıp da kesilen aylığın yeniden bağlanması gerekip gerekmediğine ilişkin olarak verilen kesinleşmiş karar nedeniyle, 506 sayılı Kanun kapsamında babasından bağlanan ölüm aylığının eksik hesaplanıp hesaplanmadığı noktasında toplandığı, Mahkemece Kurum işleminin yerinde olmadığına dair karar verilmiş olsa da, verilen kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmakta olup, davalı Kurumca kesinleşen karar nedeniyle davacı hakkında kesinleşme sonrasında yapılan işlemle, babasından gelen ve kesilen aylığın yeniden açıldığı ve bu yapılırken her iki aylığın da birlikte devam ettirilmesi gereği nedeniyle az olan miktar üzerinden aylık bağlama işleminin yasal dayanağının yukarıda belirtilen 506 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasında yer alan "Sigortalı veya hak sahibine bu Kanun hükümlerine göre bağlanan gelir veya aylıklardan, ilk hak edilen gelir veya aylık dışında sonradan bağlanacak gelir ve aylıklar için yukarıdaki fıkralardaki hükümler uygulanmaz. Aynı anda birden fazla gelir veya aylık hak edilirse, yüksek olanı ilk hak edilen gelir veya aylık olarak esas alınır." şeklindeki hüküm olarak gösterilmesi ile birlikte, Mahkemece esas alınan dayanak bilirkişi raporunda yargılaması devam eden ilk uyuşmazlıkta davalı Kurumca dosyaya gönderilen rakam ve verilerinin esas alınması ve fakat eldeki davada uyuşmazlığın çözümü bakımından davalı Kurumun, Mahkeme kararının kesinleşmesini takiben yaptığı aylık bağlama işleminde miktar bakımından doğan uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal gerekçe ve bu gerekçeye dayalı olarak yapılan Kurum işleminin yerinde olup olmadığı tartışılmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.