İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2020 tarihli ve 2020/167 Esas, 2020/439 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/93 Esas, 2021/324 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Somut olayda sanığın terör örgütüyle bağlantı içerisine girdiğine ilişkin somut delil bir yana en ufak bir emare dahi olmadığına,
2. Sanığın örgütsel faaliyet anlamında çeşitlilik ve süreklilik gösteren eyleminin ortaya konulamadığına,
3. Dasyada sanığın Devletin birliğine ve ülke bütünlüğüne bozma suçundan makumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığına,
4. İddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 15.11.2019 tarıhi olarak gösterilmiş ve müvekkilin barış pınarı kapsamında Suriye'nin ... köyünde teslim olması sonucunda yakalandığı belirtilmişse de Barış Pınarı Hareketi 9 Ekim 2019 tarihinde başlamış olup 22 Ekim 2019 tarihinde sona erdiğine,
5. Sanığın herhangi bir çatışma sonucunda yakalanmadığına,
6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan
inceleme sonunda;
Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 31.12.2018 tarih 2018/3775 Esas, 2018/5600 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Türk Silahlı Kuvvetlerinin, meşru müdafaa hakkı kapsamında Suriye'nin kuzeyinde terör örgütlerine yönelik icra ettiği operasyonda onunla birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile örgütsel faaliyet kapsamında çatışmaya giren PKK/PYD silahlı terör örgütü mensuplarının eylemlerinin, TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağında kuşku bulunmamakla birlikte;
Mahkemenin sübuta ilişkin kabulüne ve eylemin vasıflandırılmasına esas teşkil eden olay tutanağı muhtevasına, dosya kapsamına ve aşamalarda değişmeyen, aksi de kanıtlanamayan ikrar içeren savunmaya göre, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD/YPG'nin bünyesinde yer alarak örgüt tarafından verilen talimatlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunan, silah eğitimi alan, Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile PKK/PYD silahlı terör örgütü arasında çatışmaların yaşandığı bölgede yakalanan ancak doğrudan Türk Silahlı Kuvvetleri ya da Türk Silahlı Kuvvetlerince gerçekleştirilen operasyon esnasında Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile çatışmalara katıldığı kesin olarak saptanamayan sanığın savunması, dinlenen tanık beyanları, sanığın Barış Pınarı Harekatı kapsamında Zeydi köyü (Suriye) bölgesine yapılan operasyon sonucunda köyün etrafının sarılarak ablukaya alındığı, köy içerisinde bulunan ve kaçacak yerli kalmadığını anlayan 5 erkek şahsın yakalanması, şahıslardan ele geçirilen silah ve teçhizatın operasyon içerisinde kullanılmak üzerine el konulduğuna dair tutanak içeriği ve kriminal uzmanlık raporlarına göre, muhafaza edilen DNA profilleri arasında benzer bir profile rastlanmadığı böylelikle sanığın herhangi bir silahlı çatışmaya girdiğinin tespit edilememesi karşısında; sanığın eylemlerinin dosyada yer alan deliller nazara alındığında örgüte üyelik suçunu oluşturacağı gözetilmeden suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan ve TCK'nın 302 nci maddesinde belirtilen amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli araç suç niteliğindeki kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/93 Esas, 2021/324 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri, kaçma şüphesi ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.