HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanık hakkında katılan ...’a yönelen eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 107 nci maddesinde düzenlenen şantaj suçundan dava açıldığı ve Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.09.2018 tarihli 2017/448 Esas 2018/391 Karar sayılı kararı ile yağma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2018 tarih 2018/113 Esas 2018/141 Karar sayılı kararı ile aynı Kanun’un 148 inci maddesinden sanığa ek savunma ... verilerek hüküm kurulabileceği gözetilmeden “yağma suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, ek iddianame de düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğu gözetilmeden dava konusu dışına çıkılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması” sebebiyle bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin suç duyurusunda bulunarak sanık hakkında katılan ...’a yönelen eylemi nedeniyle aynı Kanun’un 148 inci maddesinden düzenlenen iddianameyi kabul ederek yargılama yaptığı oysa şantaj suçu olarak belirlenen eylemler bir bütün halinde yağma suçu oluşturduğundan, 06.01.2020 tarihli 2020/14 sayılı iddianame ile sanık hakkında yağma suçundan aynı eylemden dolayı ikinci kere açılan davanın reddi gerekirken bu konuda karar verilmemesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'', aynı Kanun’un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' ve aynı Kanun’un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz isteminin, sanığın üzerine atılı yağma suçunun unsurlarının bulunmadığı, fiille orantısız fazla ceza tayin edildiği, mağdurun soyut beyanlarına dayanılarak mahkumiyet hükmü verildiğine bu suretle yağma suçunun oluşması için gerekli cebirin gerçekleşmediğine yönelik olduğu, katılanlar vekilinin temyiz isteminin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi Kararı’nın usul ve yasalara aykırı olduğuna yönelik olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;

Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Yasa'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

28.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.