İNCELEME KONUSU
Mahkûmiyet
Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası (a) bendi uyarınca 2.240,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün itiraz edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.06.2022 tarihli ve 2021/23775 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/87682 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/87682 yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/12/2019 tarihli ve 2019/8481 soruşturma, 2019/2725 Esas, 2019/2264 sayılı iddianame ile açılan dava üzerine Keskin Asliye Ceza Mahkemesince 10/03/2020 tarihinde mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığın yargılamaya konu aynı eylemi hakkında daha önceden Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2019 tarihli ve 2019/7371 soruşturma, 2019/2258 Esas, 2019/1858 sayılı iddianamesi ile açılan dava üzerine yapılan yargılama neticesinde, Kırşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2019 tarihli ve 2019/394 Esas, 2019/224 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince mükerrer açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. İnceleme konusu Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/14 Esas ve Kırşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/394 Esas sayılı dosyalarında dava konusu olay, hükümlünün 07.10.2019 tarihinde nakil izni sonrası açık ceza infaz kurumuna teslim olmayarak firar etmesine ilişkindir. Her iki dosyada hükümlü hakkında mahkumiyet karar verilmiştir.
3.5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan yedinci fıkrası;
"...
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
...”
Şeklinde düzenlenmiştir.
4. Hükümlünün aynı tarihli ve konulu eylemi nedeniyle, karar ve kesinleşme tarihleri daha sonra olan Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli ve 2020/14 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca açılan mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli ve 2020/14 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, yürütülen mükerrer davanın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca REDDİNE,
5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi gereğince mahkemece hükmedilen bu CEZANIN KALDIRILMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2024 tarihinde karar verildi.
...