Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Sivas ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1512 parsel sayılı 8.350,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzi tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... (... oğlu) adına tespit edilmiştir
Davacı dava dilekçesinde, 5584 ada 153 parsel sayılı taşınmazın 45 yıldan beri zilyetliğinde olduğunu ancak adına tespit ve tescil edilmediğini ve taşınmazın Hazine ve mera ile ilgisinin bulunmadığını belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare taşınmaz hakkında harici satın alma iddiasına dayanmıştır.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın mera vasfında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... ve arkadaşları vekili, taşınmazın kadastro tespitine esas alınan tapu kaydı kapsamında olduğunu belirterek taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "maliki belli olmayan bir taşınmaza ilişkin uygulama çalışmasının gerçek maliklerin hak ve mülkiyet kaybına sebebiyet verecek şekilde sadece tapu kütüğüne bakılarak yapılamayacağı, tapu müdürlüğünce taşınmazın malik hanesinin boş olduğu belirtilmek suretiyle yapılan bir ihbar bulunmadığı ve malik belirleme işleminin uygulama kadastrosuna itiraz davası içinde görülemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın uygulama tutanağının idari işlemlerin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.10.2014 tarihli ve 2014/13048 Esas, 2014/12119 Karar sayılı kararıyla "dava, her ne kadar çekişmeli taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastrosuna tabi tutulması üzerine uygulama kadastrosu askı ilan süresi içerisinde açılmış ise de; davacının talebinin, malik hanesi açık bırakılan taşınmazın adına tescili istemine ilişkin olduğunun kuşkusuz olduğu, bu nedenle de İlk Derece Mahkemesince mülkiyet uyuşmazlığı ile ilgisi bulunmayan uygulama kadastrosu tutanağının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı tarafından davalı olduğu belirtilerek tapu kaydında malik hanesi açık görünen taşınmaz hakkında açılan tescil davası nedeniyle taşınmazın malikini belirleme görevinin Kadastro Mahkemesi'ne ait olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan tüm araştırmalara rağmen taşınmazın tesis kadastro tutanak aslı ya da örneğine ulaşılamamış olması nedeniyle öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin tesis kadastro tutanakları ile uygulama kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilip davaya konu edilmiş olanlar var ise çekişmeli taşınmazın tesis kadastro tutanağının aslı ya da örneğinin bu dosyalar içerisinde olma ihtimaline karşı araştırmanın yapılması, bulunması halinde dosya içerisine konulması, ne sebeple davalı olarak göründüğü belirlenip dava sebebine göre inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi, tutanağın aslının bulunamaması halinde ise Kadastro Müdürlüğü ile tutanağının ihyası için yazışmanın yapılması, tutanağın ihyasından sonra 3402 sayılı Kanunu'nun 30/2 nci maddesi uyarınca re'sen taşınmazın kimin adına tescil edileceği konusunda araştırma ve inceleme yapılması ve davacının iddiası ve delilleri de tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "taşınmazın kadastro tutanak aslının yapılan araştırmalar neticesinde bulunamaması üzerine kadastro tutanağının ihya edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca resen araştırma yapıldığı, taşınmazın mera veya meradan açma bir yer olmadığı, dava konusu taşınmazın toprak tevzi komisyonu tarafından ... (...) dağıtımının yapıldığı, ... adına 1953 tarihli ve 1231 sıra numaralı tapu kaydının oluştuğu, ...'in bu taşınmazı 1955 yılına kadar tarla olarak kullandığı, 1955 yılında ise taşınmazını ... Kaya'ya satarak taşınmaz ile ilişiğini kesmek suretiyle Sivas'tan ayrıldığı, ... 'nın da taşınmazı 6-7 yıl tarla olarak kullandıktan sonra taşınmazı ...'ya satıp zilyetliğini devrettiği, ...'nun da taşınmazı ölene kadar tarla olarak kullandığı ve ölümünden sonra da taşınmazın oğlu davacı ... tarafından tereke adına davasız aralıksız günümüze kadar tarla olarak kullanıldığı, hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın ... adına gerek 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) 32 nci maddesi gerek 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesi gereğince kazanım şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle davacının keşifteki talebindeki gibi ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle "davanın kabulüne, (eski 1512 parsel) yeni 5584 ada 153 parselin tesis kadastro tespitinin iptaliyle, taşınmazın tamamı toplam 5 pay olarak kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla ... mirasçıları adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, yeni 5584 ada, 153 parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastro tutanağının işlemlerin ifası için Sivas Kadastro Müdürlüğüne iadesine" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.