Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı ...Ş vekili Av. ... geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; murisi ...'ı davalı şirkete 14.12.2012 başlangıç, 15.12.2013 bitiş tarihli ferdi kaza sigortası poliçesi ile sigortalattığını, murisi ...'ın 05.09.2013 tarihinde uzun namlulu silah ile vurulmak suretiyle öldürüldüğünü, 14.04.2014 tarihinde davalı şirkete poliçe teminat bedelini ödemesi için noter ihtarnamesi gönderdiğini, ancak davalı tarafça cevap verilmediğini, bu kez Ankara Batı 7. İcra Müdürlüğünün 2014/13492 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, eldeki dava ile davalının haksız itirazının iptali, takibin devamına, alacağın %20'si oranında davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız fiilden değil, sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1490 ıncı maddesi kapsamında sigortalının bu sigorta poliçesinin yapılmasına icazet vermesi gerektiğini, aksi taktirde sözleşmenin geçersiz olacağını, sigortalının icazetinin bulunmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğunu, icazet geçerli kabul edilse bile gerçekleşen riskin poliçe kapsamı dışında kaldığını, ödenecek bir tazminat olmadığını, faiz de istenilemeyeceğini, davacının icra inkar tazminatını talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.12.2012 başlangıç, 15.12.2013 bitiş, 18.12.2012 tanzim tarihli Acıbadem Kaza Sigortası Poliçesinde, sigorta ettirenin ..., sigortalının ..., lehdarın %100 oranında olmak üzere ... olduğu, muris ...'ın 05.09.2013 tarihinde öldürüldüğü, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/35E sayılı dosyasında müştekinin ... olduğu; sigortacı tarafından mutat cenaze masrafını aştığı açık olan 300.000,00 Euro sigorta bedeline rağmen, sigortalı ...'ın yazılı izninin istenmediği, yazılı iznin bulunmaması nedeniyle TTK'nın 1490/2 nci maddesi uyarınca sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının ileri sürülemeyeceği, davalı tarafından geçersiz olduğu iddia edilen sözleşmenin geçersizliği bilinmesine rağmen uygulanmaya devam edildiği, sigorta primlerinin uzun bir süre tahsil edildiği, murisin ölümü gerçekleştiğinde davalı açısından ödeme yapılması yükümlülüğünün doğduğu, TTK'nın 1490/2 nci hükmüne aykırılık gerekçesiyle edimin ifa edilmekten kaçınılmasının TMK'nın 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, davalı tarafın hazırladığı ve sigortalının imzasını almadığı sözleşmenin karşı tarafça benimsenmesi ve ifa edilmesine rağmen kendi edimini ifa etme zamanı geldiğinde şekle aykırılığı öne sürmesini hukuk düzeninin korumayacağı ayrıca 6502 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kanunun amacına ayrılık teşkil edeceği dikkate alınarak davalı şirketin 300.000,00 Euro sigorta teminatı ödemekle yükümlü bulunduğu, gerçekleşen olayın teminat kapsamında olduğu, icra takibinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını takip talepnamesinde ve ödeme emrinde gösterdiği ve talep ettiği, davacının 875.670,00 TL asıl alacağı isteyebileceği belirlenmiş ise de taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Sincan İcra Müdürlüğünün 2014/13492 E. sayılı icra takip dosyasında davalı-tüketicinin vaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 874.200,00 TL asıl alacak, 4.390,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 878.590,52 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına,

2- Asıl alacak olan 874.200,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararının hatalı olduğunu, iş bu uyuşmazlığa bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, sigorta uyuşmazlıklarında kesin yetkinin bu dosyada söz konusu olmadığını, yetkili mahkemenin davalının ikametgahı olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, sigortalının kardeşi ve poliçe lehtarı ...'a davanın ihbarına ilişkin talepleri hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmediğini, son alınan dilekçe raporunun yeterli olmadığını, hesaplamanın denetime elverişli olmadığını, bilirkişilerin duruşmaya çağırılarak soru sorulması talepleri hakkında karar verilmediğini, son bilirkişi raporunun yanlış vekile tebliğe çıkartıldığını, itiraz üzerine İlk Derece Mahkemesince bir hafta süre verilerek savunma haklarının kısıtlandığını, dosya içerisinde yer alan 4 ayrı bilirkişi raporunda davacının tazminat isteyemeyeceğinin bildirilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince tam aksi yönde karar verildiğini, TTK'nın 1490 ıncı maddesinin emredici hüküm içerdiğini, mahkemenin takdir hakkının bulunmadığını, sigorta poliçesinin geçersiz olduğunun, davacının murisinin ölümünün bir kaza olmadığını ve poliçe kapsamında kabul edilemeyeceğini, sigortalıdan icazet alması konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığını ve şirketin kusurlu olduğu iddiasının sonradan ileri sürülmüş olup, iddianın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, sigorta poliçesi tanzim tarihinde ve sigortanın ölümünden sonra vekili aracılığı ile sanki önceden verilmiş bir icazet varmış gibi belge düzenlendiğini, bunun kabul edilemeyeceğini, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, özellikle davacıların murisi ve sigortalı ...'ın ölümüne neden olan olayda kavga ettiği ya da kavgaya karıştığına ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, sigortalı tarafından kavga ortamı yaratılmadığı, sigortalının aracına kalaşnikof tüfekle çapraz ateş açılmak suretiyle ölümüne sebebiyet verildiği, bu durumda, gerek sigorta poliçesinin 13 üncü maddesi kapsamında sigortalının kasıtlı olarak istisnai bir tehlikeye atılması söz konusu olmadığı gibi, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 5 nci maddesinin 8/c fıkrası uyarınca cürüm ve cinayet işlemek ya da bunlara teşebbüs etmek gibi bir eylemin müfeveffa sigortalı tarafından gerçekleştirilmediğinin sabit oluşuna göre; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a-Usule Dair: açıkça talep etmelerine rağmen duruşma icra edilmeden karar verildiğini, tek paragraflık şablon ve soyut bir açıklama ile istinaf talebinin reddedildiğini, görevsizlik kararının hatalı, yetkisizlik kararının tartışmalı olduğunu, müteveffa sigortalının kardeşi ve poliçe lehdarı ...’a davanın ihbarı talepleri hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar verilmediğini, en son alınan 20.01.2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamanın nasıl yapıldığı, hangi tutar alacağın ne sebeple kabul gördüğü ve hangi tutarın kabul görmediği, hangi süre için hangi oranda faiz işletildiği vb. somut hususlar istinaf ve temyiz denetimine açık şekilde ortaya konmadan 2 satırlık bir tablo ile usulen hesap yapıldığını,

b- Esasa Dair; bilirkişi mütalâaları ile tamamen zıt yönde bir karar tesis edildiğini, TTK'nın 1490 ıncı maddesindeki emredici hüküm sebebiyle “sigorta sözleşmesinin geçersiz olduğu ve sigorta tazminatı borcu doğmadığının“ kesin ve sabit olduğunu, batıl sözleşmeye dayalı ödeme istenemeyeceğini, ...’ın mübrez dilekçesi incelendiğinde, prim ödeyenlerin ve lehdarların farklı oldukları, poliçe tarihlerinin birbirlerini takip etmedikleri, sigortalının davacının işleminden haberdar olmadığı, yani otomatik yenilenen tek sigorta ilişkisi gibi hayali ve yeni bir iddianın dahi dinlenemeyeceğini, müteveffa sigortalının suça iştirak sürecinin bir sonucu olarak hasımları olan suç şebekesi ile silahlı çatışma ve hesaplaşma neticesinde öldürülmesi hali sigorta kapsamında “kaza” dolmayıp, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları madde 5/b uyarınca “kavgalara iştirak etmek” ve 5/c maddesi uyarınca “cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs” sigortadan hariç hallerden olması sebebiyle, suça iştirakin bir süreci olan bu ölüm için sigorta tazminatı ödenemeyeceğini, hükme dayanak olan “sigortalıdan muvafakat alınması konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığı ve sigorta şirketinin kusurlu olduğu” yönündeki iddiaya itibar edilemeyeceğini, müteveffa sigortalının 05.09.2013’de ölümünden sonra 25.07.2014’de avukatından haricen alınmış bir belge sanki icazet verilmiş gibi sigorta dosyasına sonradan dahil edilmek üzere sunulmuş olup, poliçe tarihinde ve ölüm gerçekleştiği tarihte sigortalının icazeti olmadığını, sigortanın geçersizliği sebebiyle dava reddedilmesi gerektiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, ferdi kaza (can) sigortası kapsamında talep edilen vefat tazminatının davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle Sincan 7. İcra Müdürlüğünün 2014/13492 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1490 ıncı ve devamı maddeleri.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1507 nci maddesinde; “Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli sakatlık ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta teminatı sağlar. Ölüm, ani olarak veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli sakatlık veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Ferdi kaza sigortaları, can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortası olması itibariyle de, ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma halinde ise, yapılan tedavi giderleri bakımından buna ilişkin limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belli oranı olmak üzere, sigorta bedelinin ödenmesini gerektirir. Uyuşmazlık halinde bu yönlerin ispatlanması yeterli olup, gerçek zararın hesaplatılmasına girişilmeksizin, tespit edilecek bu miktarların aynen ödenmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalı ... ile sigorta ettiren ve kanuni mirasçı olarak (lehtar) davacı ... arasında 14.12.2012 tanzim, 15.12.2012-18.12.2013 tarihleri arasında geçerli ferdi kaza sigortası düzenlendiği, poliçe kapsamında ani gelişen kaza sonucu sigortalının vefatı halinde hak sahibi mirasçısına ödeme yapılması gerektiği hususunda düzenleme bulunduğu ve muris ...'ın 05.09.2013 tarihinde uzun namlulu silahlar kullanılarak ve pusu kurulmak suretiyle öldürüldüğü anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "IV - Hayatı Sigorta Edilecek Kişi" başlıklı 1490 ıncı maddesi ile; "(1) Sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir.
(2) Başkasının hayatı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehtarın menfaatinin bulunması şarttır. Ayrıca, ölüm ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigorta bedelinin mutat cenaze giderlerini aşması hâlinde sigortalının veya varsa kanuni temsilcisinin yazılı izni gerekir. Sigortalı onbeş yaşından büyükse kanuni temsilcinin dışında ayrıca onun da izni alınır. İzin olmadan yapılan sözleşme, icazet verilmediği takdirde geçersizdir.
(3) Kanuni temsilcinin lehtar olarak atadığı veya kendisinin sigorta ettiren olduğu durumlarda, kanuni temsilcinin iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.
(4) Menfaat şartının sözleşmenin yapılmasından sonra ortadan kalkması hâlinde sözleşme o andan itibaren geçersiz hâle gelir; ancak, sigorta ettirene iştira değeri ödenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan Kanun maddesi gereği sigorta bedelinin mutat cenaze masraflarını aşacak şekilde kararlaştırılmış olması halinde sigortanın geçerliliği ilave olarak riziko şahsının yazılı izni şartına bağlanmış olup, izin veya icazet verilmeyen ölüm rizikosuna karşı sigortanın tamamı geçersizdir. Sigorta ettiren başkasının ölümü rizikosu üzerine ve mutat cenaze masraflarını aşan bedelli sigorta teklifinde bulunduğunda, riziko şahsı otuz günlük süre içerisinde izin beyanını açıklamadığı sürece TTK'nın 1405 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sigortacının susması sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulmasına yol açmaz ancak sözleşmenin kurulmasından sonra verilen icazet sözleşmeyi kurulduğu andan itibaren geçerli ... getirir. Hükmün riziko şahsını koruma amacından dolayı icazeti bizzat riziko şahsının vermesi gerekir. Dolayısıyla, riziko şahsının icazet vermeden ölmesi durumunda sigorta sözleşmesi mutlak geçersiz ... gelecektir.
Dosya kapsamında bulunan ve sigortalı ... vekilinin davalı ... şirketine gönderdiği üzerinde 20.12.2012 tarihi yazılı belgeyle; "18/12/2012 tarihinde ... tarafından sigorta şirketinizin de taraf olduğu müvekkilim ...'ın sigortalı olduğu FKZ1212000903 poliçe nolu ferdi kaza sigortası poliçesi aktedilmiştir. Müvekkilim ...'ın başlangıç tarihi 14/12/2012 bitiş tarihi 15/12/2013 olan ferdi kaza sigortasından haberdardır. Bu sigorta poliçesinin genel ve özel şartlarına muvafakat etmekte icazet vermektedir. Söz konusu poliçede sigorta ettiren ve lehdarın oğlu ... olmasına da bir itirazı bulunmamaktadır. Müvekkilim adına ilgili yetkili acentaya ve sigorta şirketine saygılarımızla bildiririz. 20/12/2012" şeklinde bildirimde bulunulduğu, söz konusu yazının gerçekleşen ölüm sonrası Acıbadem Sağlık ve Hayat Sigortası A.Ş. tarafından 25.07.2014 tarihinde saat 10.40'ta 226 sayı ile teslim alındığı, vefat edenin sağlığındaki genel yetkili vekili tarafından imzalı olarak ölümünden sonra gönderildiği ve sigorta şirketince dosyamız davacısı ...'ın kayıt tarihinin 2012 yazılması için ilgili personeli tehdit ettiğine dair 25.07.2014 tarihli tutanak tutulduğu anlaşılmıştır.
Bu anlamda dosya kapsamında sunulmuş geçerli bir icazet beyanının varlığından söz etmek mümkün olmayıp, izin veya icazet verilmeyen ölüm rizikosuna karşı sigortanın tamamının geçersiz olduğu anlaşılmakla; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.