B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2012 tarihli ve 2012/6214 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Antalya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2012/685 Esas, 2012/1089 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Anılan kararın Cumhuriyet savcısı ve katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23 üncü Ceza Dairesinin 09.11.2016 tarihli ve 2015/11345 Esas, 2016/9471 Karar sayılı ilamı ile sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olması gözetilerek mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyularak Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2018 tarihli ve 2017/826 Esas, 2018/129 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, erteli hapsin kanuni sonucu olarak sanığın 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
5.Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/6795 Esas, 2018/8957 Karar sayılı kararıyla sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas etmesi nedeniyle üst dereceli mahkemede yargılama ve değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.
6. Görevsizlik kararı verildikten sonra uzlaşmanın sağlanamaması üzerine Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/85 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, erteli hapsin kanuni sonucu olarak sanığın 1 yıl 8 ay denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyizi; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü ile yargılama safahatinin birbiriyle örtüşmediğine, sanığın araç olarak kullanıldığına, menfaat temin etmediğine, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Çankırı ilinde ikamet eden katılan ...'yı suç tarihi olan 02.05.2012 tarihinde telefonla arayan meçhul kişinin kendisini komiser olarak tanıttığı, katılanın banka hesaplarına PKK lılar tarafından girilerek yasal olmayan işlemler yapıldığına ve suçluların yakalanması için katılanı para göndermeye ikna ettiği, katılanın aynı gün 67.400,00 TL, bir sonraki gün de 97.985,00 TL çekerek sanık ... ...hesabına gönderdiği anlaşılmıştır.
2. Katılanın ilk gün gönderdiği paranın sanık ... tarafından çekilerek poşet içerisinde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak mahkûm olan şeriği temyiz dışı sanık...a bankada verildiği, bu durumun banka kamera kayıtlarına da yansıdığı, katılanın ikinci gün gönderdiği parayı sanık ...'ın çekmek isterken suç üstü yakalandığı, hem ilk para çekilirken hem de ikinci paranın çekilmesi esnasında diğer sanıkların da arabayla bankanın bulunduğu yere geldiği, hatta ikinci olayda ...'ın yakalanması üzerine Adana ilinden Antalya iline geldikleri bu arabayı da banka yakınlarında bırakarak kaçtıkları belirlenmiştir.
3.Sanık ...'ın diğer sanıkların yönlendirmesiyle hesap açtığını ikrar ettiği ve çektiği parayı da...a verdiğini belirttiği, kamera kayıtlarının da bu anlatımı doğruladığı, ayrıca temyiz dışı sanıklardan ...'in de sanık ...'ı doğruladığı anlaşılmış, sanık Murat inkâr etmesine rağmen banka kamera kaydı, sanıklar ... ve ...'in anlatımı ile birlikte çekilen fotoğraflar, temyiz dışı sanıklar...ile ...in tevilli ikrar içeren beyanları dikkate alındığında; uzlaşmanın da sağlanamaması üzerine tüm sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işledikleri kabulüyle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi ve inceleme konusu Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama dosyalarında mahkûmiyetlerine hükmedilmiştir.
1. Sanığın dolandırıcılık suçunu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında iki gün boyunca kesintili şekilde işlemesine nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken bu durumun göz ardı edilmesi nedeniyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle eleştirilen husus dışında hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.