Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın suç tarihlerindeki askerliğe elverişlilik durumunun ve cezai ehliyetinin esas alınması gerektiğinin gözetilmediğine ve duruşma açılmaksızın dosya üzerinden beraat kararı verilemeyeceğine ilişkindir.

Sanığın 04.12.2015 tarihinde Şanlıurfa Karaköprü Askerlik Şubesi Başkanlığınca 2 gün yol süresi verilerek askeri birliğine sevk edildiği, buna göre sanığın en geç 06.12.2015 tarihinde saat 23.59'a kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, sanığın bir süre firar halinde bulunduktan sonra 20.01.2016 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; psikolojik sorunları dolayısıyla ilaç kullandığını, komutanlarından ilaçlarını istediğini, vermedikleri için kaçtığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

Çorlu Asker Hastanesinin 10.06.2016 tarihli ve 3111 numaralı sağlık kurulu raporunda; antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla, sanık hakkında barışta askerliğe elverişli değildir, seferde görev yapar kararı verilmiştir.

Çorlu Devlet Hastanesinin 22.02.2017 tarihli ek raporunda sanığın heyete çıktığı tarihten itibaren askerliğe elverişli olmadığı, askerliğe elverişsizlik halinin geçmişe götürülemeyeceği ve askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı belirtilmiştir.

Sanığın firar ettiğine dair tespit tutanağı ve vaka kanaat raporu dosyada mevcuttur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın askerlik görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaştığı, firar suçunun bünyesinde mazeret haline yer vermeyen şekli bir suç olması nedeniyle suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemesi gerektiği ve askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı hususları bir arada değerlendirilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın rahatsızlığının psikiyatrik olması ve askerliğe elverişli olmadığı tarih ile suç tarihi arasındaki süre dikkate alındığında; suç tarihi itibarıyla da askerliğe elverişli olmadığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyete yönelik hükmünün kaldırılarak, atılı suçun unsurları itibari ile oluşmayacağından bahisle sanığın beraatine karar verilmiştir.

Temyize konu firar suçunun askerliğe elverişli kişiler tarafından işlenebilen, sırf askeri suç niteliğindeki suçlardan olması ve sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığının aldırılan ek rapor ile ortaya konması karşısında; kanuni unsurları oluşan atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 30.09.2020 tarihli ve 2020/232 Esas, 2020/170 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.03.2024 tarihinde karar verildi.