Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Aksaray 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli kararı ile; resmi belgede sahtecilik suçundan, 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyizi; fazla ceza verildiğine, suçun sübut bulmadığına ve hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, ... adına olun borçlu kendisinin alacaklı olduğu 10.02.2015 düzenleme tarihli 9 adet bonoyu düzenleyerek ticari ilişki karşılığında Şammas Yapı isimli firma yetkilisi ...'a verdiği, daha sonra Mehmet Şammas tarafından borçlu olan ...'ya banka kanalıyla ihtarname çekildiği ve mağdur ...'in suça konu bonoların kendisine ait olmadığını sahte olarak düzenlendiğini belirttiği, yapılan araştırma neticesinde alınan kriminal raporuna göre senetlerdeki borçlu imzalarının ...'ya ait olmadığı ancak sanık ...'ün elinden çıkmış olması kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğunun belirtildiği sanığın bu şekilde atılı suçu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde mahkemece zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren, suça konu bonolardaki sahteciliğe dair kriminal raporuna ilişkin sanığın savunması alınmış olduğu da değerlendirerek ve sanık hakkında mahkumiyet hükmü kuran Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir, ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, somut olayda suça konu senetlerin sanık tarafından Şammas Yapı isimli firma yetkilisi ...'a aynı anda mı, farklı tarihlerde mi verildiği araştırılmak suretiyle, senetlerin aynı anda verildiğinin tespiti halinde, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı ancak sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınıp aynı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği de gözetilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aksaray 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.03.2024 tarihinde karar verildi.