HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyziz isteği; sanığın olayla ilgisinin bulunmadığına, suç tutanağının içeriğinin doğru olmadığına, sanığın maden ocağının olmadığına, teşdiden hüküm kurulmasının ve lehe hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde izinli maden ocağı sahasının dışında aşım yapılarak 220 adet ağacın yok edildiğinin tespit edildiği, sanıktan bu durum sorulduğunda aşım olduğunu kontroller sırasında öğrendiğini ve izin talebinde bulunduğunu beyan ederek suç tutanağını imzaladığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında, suça konu sahayı Arsuz madencilik isimli şirkete sattığını beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu orman ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve 220 adet yapacak nitelikte kızılçam ağacının köklenerek hayatiyetini kaybettiği tespit edilmiştir.

Davanın dayanağını oluşturan ve 6831 sayılı Kanun'un 83 nci maddesi uyarımca aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde atılı suçları işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uyugn olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

04.03.2024 tarihinde karar verildi.