Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kamu düzenine ilişkin kurallar nedeniyle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulmak suretiyle, davanın aktif dava ehliyeti nedeniyle usûlden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar ... ve ... vekili, dava dilekçesinde özetle; ... köyü Kabalık mevkiinde bulunan, sınırlarını bildirdiği iki parça taşınmazı, müvekkilleri olan davacıların babaları ...ile birlikte kullandıklarını, babalarının ölümü ile mirasçıları tarafından kullanılmaya devam edildiğini, davacılar ve diğer ...... mirasçılarının Bursa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/198 Esas, 2007/475 Karar sayılı dava dosyası ile aynı yerlere ilişkin tescil davası açtıklarını, o davada yörede yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmasının 19.01.1996 tarihinde kesinleştiği, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle davalarının reddedildiğini, 19.01.2016 tarihi itibariyle 20 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek, taşınmazların davacıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Davacılar tarafından aynı davanın 27/04/2004 tarihinde açıldığı ve mahkemenin 2004/198 Esas sayılı dava dosyasında görüldüğü, yargılama sonunda 2004/198 Esas 2007/475 sayılı ve 21/11/2007 tarihli karar ile zilyetlikle kazanma koşulları süre yönünden 20 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin 14/05/2008 kesinleştiği, davacıların bu kez 27/04/2018 tarihinde eldeki mevcut davayı açtıkları, Yargıtay İçtihadi Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2005/1-2007/1 sayılı ve 26.01.2007 tarihli kararı ile “ 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin 1 ve 2. fıkraları gereğince açılan tescil davasının süre yönünden rededilmesi halinde, aynı yerle ilgili olarak açılacak ikinci davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla yeniden 20 yıl sürmesi gerektiği ” nin kabul edildiği, somut olayda ise davacıların açtığı ilk davanın zilyetlik süresinin gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddi ile sonuçlandığı, süre nedeniyle reddedilen bu davanın 14/05/2008 tarihinde kesinleştiği, TMK' nın 713. maddede belirtilen 20 yıllık zamanaşımı süresi için YİBK kararında da belirtildiği üzere kararın kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sürenin yeniden geçmesi gerektiği, bu nedenle aynı davacılar tarafından ancak 14/05/2028 tarihinde aynı davanın açılabileceği, fakat iş bu davanın 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 27/04/2018 tarihinde açıldığı " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Eldeki davanın miras payı oranında tescil istemine yönelik olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında elbirliği mülkiyet hükümleri geçerli olup, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu hallerde bir mirasçı, üçüncü kişiye karşı miras payına yönelik olarak tek başına dava açamayacağı gibi sonradan diğer mirasçıların muvafakatlarının alınmasının da hüküm ifade etmeyeceği, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payının taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, somut olayda, davacılar ... ve ... ile davalılar Hazine ve diğerlerinin mirasbırakan ...... terekesi yönüyle birbirlerine karşı 3. kişi durumunda bulunduğu, ayrıca dosya kapsamında bulunan veraset ilamına göre muris ......'ın davacılar dışında dava açmayan (dava dışı) başka mirasçılarının da bulunduğu, terekeye dahil bir taşınmaz için bir kısım mirasçının tek başına 3. Kişiye / kişilere karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açamayacağı, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiğinin açık olduğu, bu halde mirasçılarından bir kaçının kendi payları hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu " gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin kurallar nedeniyle ve yukarıdaki gerekçe ile sınırlı olmak üzere kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.