Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı adli yardım talepli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davalı ...'ın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı ... Elektrik Tic. ve San. Ltd. Şti arasında akdedilen kredi sözleşmesine davalılardan ...'ın kefil olduğunu, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle alacaklarının tahsili amacıyla borçlular aleyhinde İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/32784 Esas sayılı dosyası ile yasal takibe geçildiğini, borçlular aleyhinde başlatılan takipte alacağı karşılayacak miktarda menkul, gayrimenkul mal ile başkaca hak ve alacak bulunamadığını, davalı borçlunun takipten bir iki gün gibi çok kısa bir süre önce malvarlığı üzerinde muvazaalı işlemler yaparak dava konusu taşınmazlarını diğer davalı ...'a devrettiğinin ve mal kaçırdığının tespit edildiğini, müvekkilinin alacağının dava konusu tasarruflardan önce doğduğunu, dava konusu tasarrufların gerçek değerinin çok altında yapıldığından batıl olduğunu belirterek, İstanbul ili, ... ilçesi, Yukarı...Mahallesi, 556 Ada, 4 Parselde kayıtlı taşınmaz ve İstanbul ili ... ilçesi, ...Mahallesi, 7598 Ada, 2B Parselde kayıtlı zemin kat 1 numaralı taşınmazın davalılar arasındaki satımına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; takibin iptali için dava açıldığını bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin ve asıl borçlunun çok sayıda taşınmazı olduğunu, davaya konu taşınmazların 30.09.2014 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi gereğince borca karşılık olarak devredildiğini, tapuda yapılan devrin davacı tarafın icra takibinden ve takibe konu borcun doğumundan önce olduğunu, devir işlemlerinin iddia edildiği gibi zarar kastıyla yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ...'ın maliki olduğu davaya konu gayrimenkulleri piyasa rayiç bedelleriyle satın aldığını, davalı ...'ın müvekkilinin abisi olan Muhammed Başarır'a borçlarına mahsuben yapılan sulh ve ibra anlaşması karşılığı, kendisine ait olan dava konusu gayrimenkulleri müvekkiline devrettiğini, satış işleminin alacaklılardan mal kaçırma amacına matuf olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların İİK'nın 279/1 maddesinde hüküm altına alınan, haciz tarihinden önceki 1 yıllık süreler içerisinde, davalı ...'a dosya arasında bulunan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere gerçek değerinin oldukça altında değerlerle (... ilçesi, Yukarı...Mahallesi, 556 Ada, 4 Parselin hesap edilen devir tarihindeki satış değeri 251.068,27 TL iken resmi satış senedindeki değer 60.000,00 TL, yine ... ilçesi, ...Mahallesi, 7598 Ada, 2B Parselde kayıtlı zemin kat 1 numaralı taşınmazın hesap edilen devir tarihndeki satış değeri 115.000,00 TL iken resmi satış senedindeki değer 90.000,00 TL) satıldığı, ayrıca davalıların dava konusu edilen taşınmazları davalı borçlu ...'ın davalı ...'nın kardeşi olan Muhammed Başarır'a borçlarına mahsuben yapılan sulh ve ibra anlaşması karşılığı devrettiğine dair ikrar içerikli ayrı ayrı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, borca mahsuben yapılan taşınmaz devirlerinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK'nun 279/1-2 maddesi gereğince iptale tabi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul İli, ... İlçesi, Yukarı ...Mahallesi, 556 Ada, 4 Parsel sayılı taşınmazdaki 100/509 hissenin davalı ...'a satışına ilişkin 05.11.2014 tarihli tasarruf ile İstanbul ili, ... ilçesi, ...Mahallesi 7598 ada, 28 parsel, 1 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın davalı ...'a satışına ilişkin 06.11.2014 tarihli tasarrufun İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/32784 sayılı takip dosyasıan konu alacak ve tüm ferileri ile sınırlı olmak üzere ayrı ayrı iptaline, davacı alacaklıya İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2014/32784 sayılı takip dosyasından dolayı dava konusu taşınmazlar üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; takibe karşı takibin iptali davası açıldığını, sonucunun beklenmesi gerektiğini, kesinleşmiş bir alacağın bulunmadığını, taşınmazın devrinin borcun doğum tarihi olan hesap kat ihtarnamesi ve icra takibinden önce olduğunu, borçlunun aciz halinin ispatlanması gerektiğini, davalının icra takibinde borca yeter miktarda gayrimenkulü bulunduğunu, müvekkilinin bankadan kullandığı kredi borcuna karşılık olarak müşteri çeklerini davacı bankaya verdiğini, icra takibine konu borcun çekler ile ödendiğini, aynı taşınmazlar için İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/6 Esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davası açıldığını, bu dosyada tespit edilen kıymet takdir raporları ile mahkemece tespit edilen kıymet takdir raporları arasında nispi farklar bulunduğunu, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tasarrufa konu taşınmazın tapuda ki devir işleminin davalı 3. şahıs ... ile borçluya vekaleten ...'un kardeşi arasında yapılmış olması nedeni ile borçlu ile davalı 3. şahsın birbirini yakından tanıdıkları, aralarında güven ilişkisi bulunduğu, hatta davalı ...'nın beyanında borçlunun abisi olan Muhammet Başarır'a olan borçlarına mahsuben sulh ve ibra anlaşması karşılığı taşınmazı satın aldığını ifade etmesi karşında asıl alıcının da davalı ... olmadığı, kaldı ki borca mahsuben yapılan ödeme mutad ödeme olmadığından iptale tabii olacağı, yine tapudaki satış bedelleri ile bilirkişilerce tespit edilen rayiç bedel arasında misli fark bulunduğundan davalı 3. kişi ...'un borçlunun mali durumu ve ızrar kastını bilebilecek şahıslardan olduğu ve aksinin ispat edilememiş olduğu anlaşıldığından yapılan tasarrufun İİK'nın 278 inci ve 280 inci maddeleri gereğince iptaline karar verilmesi gerektiği nazara alındığında İlk Derece Mahkemesince açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalılar dava konusu taşınmazların alacağa mahsuben alındığını beyan etmiş olup, İİK'nun 279/2 maddesi gereğince borca karşılık yapılan taşınmaz devrinin mutad ödeme vasıtası olarak kabul edilememesine göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.