Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

... ili, ...mahallesinde 2007 yılında 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun) gereğince kadastro tespit çalışması yapıldığı, dava konusu 221 ada 5 parselin, 671,41 m² yüz ölçümünde tarla niteliğinde belgesizden ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesi ile; dava konusu ... ili, Bodrum ilçesi, Mazı Mahallesi 221 ada 5 parselin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmasına rağmen, bölgede 2019 yılında 3402 ... Kadastro Kanunu gereğince yapılan kadastro tespit çalışmaları sonunda davalı adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanma şartları oluşmadığından kişiler adına tespit edilemeyeceğini belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "(B) ile gösterilen kısmın hiçbir zaman imar ihya faaliyetine tabi tutularak davalı veya önceki bayilerinin zilyetliğinde bulundurulmadığı, taşınmazın en az 1953 yılından bu yana fiilen yöreye özgü maki çalı ve orman örtüsüyle kaplı olduğu bu haliyle davalı yararına mülkiyeti iktisap şartlarının hiç bir zaman oluşmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davacı Hazine'nin davasının kabulüne, (A) ile gösterilen kısmın evvelen 19560'lı yıllarda ... ...'ın zilyet ve tasarrufunda olduğu, ...'nın bu taşınmazı keşif tarihinden yaklaşık 30 yıl önce davalı ...'e satıp devrettiği ve halen davalının tasarruf ve mülkiyetinde bulunduğu, bu kısmın imar ve ihyasının 2007 kadastro tespitinden geriye doğru 50-60 yıl önce yani 1950 yılından önce tarla haline getirmek suretiyle tamamlandığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine" karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasında ileri sürdükleri sözlü ve yazılı beyanları dikkate alınmadan yetersiz inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, A harfi ile gösterilen bu kısım yönünden davalı yararına 3402 ... Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşmediğini belirterek, istinaf incelemesi sonunda davanın kısmen reddine ilişkin verilen kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince; "Teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide A harfi ile gösterilen 198,66 m²lik kısmının kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden imar-ihya faaliyetleri tamamlanarak, tarım arazisi niteliğinde nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla davalı tarafından kullanıldığı ve davalı lehine 3402 ... Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği, B harfi ile gösterilen 476,75 m²lik kısmın ise imar-ihya faaliyeti tamamlanmayan fundalık, çalılık niteliğinde tarım dışı arazi olduğu ve mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı Hazine vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş, davacı Hazine vekili istinaf sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.