Mahkûmiyet, müsadere
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; hapis cezasının ertelenmemesi gerektiğine, sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine, nakil aracı hakkında karar verilmediğine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, edinilen istihbari bilgilere göre ... plakalı araç ile kaçak akaryakıt getirileceği öğrenilmiş, olay tarihinde bahse konu aracın seyir halinde olduğunun görülmesi üzerine durdurulduğu, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verdiği yazılı arama emri ile yapılan aramada, 27 adet 65 litrelik jelikan içerisinde toplam ulusal marker seviyesi geçersiz 1755 litre motorin cinsi akaryakıt ele geçirilmiştir.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık savunmalarında; suça konu akaryakıtı aracında kullanmak için bulundurduğunu, ticari amacının olmadığını savunduğu, 7242 sayılı Kanun kapsamında getirilen düzenlemelere ilişkin bozma ilâmı üzerine alınan savunmasında ise gümrüklenmiş değerin iki katını karşılayamayacağını beyan ettiği belirlenmiştir.
Suça konu motorinin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğuna ilişkin 21.07.2014 tarihli Ulusal Marker Tespit Tutanağı ile İnönü Üniversitesi Petrol Analiz Laboratuvarı (PAL) tarafından düzenlenen 12.08.2014 tarihli analiz raporu dava dosyasında mevcuttur.
Sanığın uhdesinde ticari miktarda kaçak akaryakıt ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası ve 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un ilgili tüm hükümleri gözetilerek uygulama yapılması gerektiği halde suç tarihi itibarıyla 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve yirmiikinci fıkrasının yürürlükte olmadığı gözetilmeden karma uygulama yapılarak ceza tayin edilmesi,
2. İddianamede müsaderesi talep edilen nakil aracı hakkında bir karar verilmemesi,
3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 21.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin 19.01.2015 olduğu, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan incelemede, yargılaması devam eden İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/907 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 11.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 06.08.2014 olduğu anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların
incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
5.Hükmolunan kısa süreli hapis cezası, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası gereği, "Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine" ve 51 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereği "Denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına" ilişkin hükümlere yer verilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.