İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanığın mahkumiyetine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinafı üzerine verilen, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararın, 08.04.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen müdafiince süresinde kanun yoluna başvurulmadığından anılan Dairenin 16.05.2019 tarihli ek karar ile sanık müdafinin temyiz talebinin reddine karar verildiği görülmüş ise de; Dairemizce kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararına nazaran, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın, içeriği hakkında bilgi sahibi olma hakkı bulunan ve müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması halinde de eski hale getirme imkânı olan sanığa, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11 inci maddesinin son cümlesi uyarınca tebliğ edilmediği göz önüne alınarak, öğrenme üzerine sanığın annesi tarafından verilen 04.11.2019 tarihli temyiz dilekçesinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 40-42 nci maddeleri kapsamında değerlendirilerek yasal şartları taşıdığı ve temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğundan temyiz talebinin süresinde olmadığından reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 Karar sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.08.2018 tarihli ve 2017/679 Esas, 2018/450 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 sayılı ek kararı ile sanık müdafinin temyiz talebinin 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 sayılı ek kararı hakkında sanığın temyiz başvurusu üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.11.2021 tarihli ve ek kararı onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin ve sanığın annesinin temyiz istemi özetle; kararın kendilerine tebliğ edilmediğine, kararı öğrenmesi üzerine temyiz ettiğine, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock verilerinin çelişkili olduğuna dolayısıyla bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, ByLock'un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, delillerin yetersiz olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a) Sanığın savunmasının denetlenmesi ve örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp katılmadığına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konması bakımından; ifade tutanakları hükümden sonra gelen ...'nin, ...'nın, ...'nün, ...'nin, ...'nun, ... K.'nin ve ... T.'nin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenmesinden sonra hukuki durumunun tayin ve takdir gerekirken, eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Kabule göre de;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak sadece 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın vasisinin ve sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2018/4131 Esas, 2019/423 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanık hakkındaki infazın durdurulması ile TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2024 tarihinde karar verildi.