Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; söz konusu taşınmazın uzun yıllardır ailesi tarafından kullanıldığına, ormanla ilgisinin olmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, beraati gerektiğine ilişkindir.
Milli Emlak Müdürlüğünün yazısına istinaden yapılan kontrolde 10 dönümlük meyve bahçesi tespit edilerek sanık hakkında tutanak düzenlendiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında, suçlamayı kabul etmeyerek, suça konu yerin dedesinden kalan yer olduğunu,
ailesi tarafından uzun yıllardır kullandığını beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda suça konu yerde kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığı, dava konusu alanın memleket ve amenajman haritalarına göre orman sayılan yer olduğu, söz konusu yerdeki ağaçların bakımlarının asgari seviyede olduğu tespit edilmiştir.
Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1.Anayasa Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Anayasa Mahkemesinin 21.4.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı Kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde hüküm altına alınan seri yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddeleri uyarınca dosyanın seri yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.Suça konu yerde bulunan meyve ağaçlarının sanığa ek savunma hakkı verilerek müsaderesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4.Bilirkişi raporu ile 6831 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi kapsamında ağaçlandırma gideri tazminatının belirlenmesi, aynı Kanun'un 112 ve 113 üncü maddeleri uyarınca giderilmesi gereken doğrudan bir zarar olmadığının anlaşılması karşısında, engel adlî sicil kaydı bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep eden sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, zararın giderilmediği şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı
verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 29.02.2024 tarihinde karar verildi.