Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı 3.kişi vekili, müvekkilinin işyerinde haciz işlemi yapıldığını, müvekkiline ait malların haczedildiğini, müvekkili ile borçlu şirket arasında hiçbir bağlantı olmadığını açıklayarak davanın kabulü ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlu şirket ile davacı şirketin ortaklarının akraba olduğunu, faaliyet konularının aynı olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçluya, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmalara katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, borçlu ve davacı 3.kişi şirketin ortakları arasında yakın akrabalık bağı bulunduğu, her iki şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu, birbirlerinin mali durumları hakkında bilgi sahibi oldukları ve alacaklılarına karşı muvazaa içinde bulundukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmış olup hacizde borçlu adına herhangi bir belge bulunmamıştır. Bunun yanında, davacı 3.kişi şirket ile borçlu şirketin faaliyet alanları farklıdır. Hacze konu mahcuzlar davacı şirketin faaliyet alanı ile ilgilidir. Her ne kadar, davalı alacaklı vekili haciz yapılan adreste borçlu şirketin şube olarak faaliyet gösterdiğini, faaliyet konularının aynı olduğunu iddia etmiş ise de, haciz adresinde şube olarak faaliyet gösterdikten sonra, 27.1.2014 tarihinde faaliyetine son veren, ortakları ve faaliyet alanları arasında benzerlik bulunan şirketin, dosya arasında bilgisi bulunan davadışı ... Tasarım Üretim Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince, 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Davacı 3.kişi şirket ortakları ile borçlu şirket ortakları arasında benzerlik olması tek başına karinenin aksini ispat için yeterli değildir. Davalı alacaklı, mülkiyet karinesinin aksini inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.