İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek,
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarı yönünden 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/34 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) bentleri, 53 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2020/1787 Esas, 2021/2183 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1.Tanık Y.K'nın beyanına itibar edilememesinin sebebinin gerekçeli kararda tartışılmadığı,
2.Çelişkili katılan beyanı dışında, mahkûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına,
3.Suçlamayı kabul manasına gelmemekle birlikte, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulama yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılan ...'ın olay tarihinden önce inceleme dışı sanık ... ...'den cep telefonu satın almasına rağmen telefonun parasını veremediği, olay tarihinde inceleme dışı sanık ... ...'nin telefonun parasını almak için katılanı yanına çağırdığı, katılanın parası olmadığını ve telefonunu geri vereceğini söylediği, inceleme dışı sanık ... ...'nin katılanı duvara yaslayarak "seni öldürürüm çocuk oyuncağımı bu iş'' diyerek katılanın cep telefonu ile 400,00 TL parasını aldığı, olay esnasında inceleme dışı sanık ... ...'nin yanında bulunan sanık ...'in elinde bulunan şiş benzeri bir aletle katılanın sol kolunun dirseğine vurarak ''seni öldürürüm'' dediği maddi vakıa olarak kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (1) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükmün kurulduğu belirlenmiştir.
2.Sanık ...'in kollukta "katılan ile olaydan önce sözlü olarak tartışmıştım, bu nedenle tekrar tartıştık ve aramızda kısa süreli itiş kakış oldu...inceleme dışı sanık ... ...'nin katılandan sadece verdiği telefonu geri aldığını Ferdi söyledi" şeklinde beyanda bulunmasına rağmen kovuşturma aşamasında bu hususu reddettiği beyanları dosyada mevcuttur.
3. İnceleme dışı sanık savcılıkta verdiği beyanında katılana vurmadığını beyan etmesine rağmen duruşmada "Ben her ne kadar kollukta müştekiye vurmadığımı söylemişsem de aramızda itiş-kakış oldu, bir kaç tane de ellerimle vurdum, mahkemedeki ifadem daha doğrudur" şeklindeki beyanı dosyada mevcuttur.
4. Katılanın basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığını gösterir adli hekim raporu dosyada mevcuttur.
5.Tanık Y.K'nın beyanları dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1.İlk derece mahkemesinin kabulü başlığı altında anlatıldığı şekliyle gerçekleşen olayda, Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/34 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararı ile, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 9 yıl 2 ay hapis cezası verilmiş, inceleme dışı sanık ... ... hakkında ise hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan 1 yıl 11 ay 10 gün, hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yaralama suçundan 5 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
2.Mezkur kararın sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2020/1787 Esas, 2021/2183 Karar sayılı kararı ile; sanık ... yönünden talep esastan reddedilmiş, inceleme dışı sanık ... ... yönünden ise, "sanık ...'ye ait cep telefonunu zor kullanarak almaları haricinde, sanıkların bununla yetinmeyerek cep telefonu haricinde, katılanın 400,00 TL parasını almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması" sebebiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma kararına direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan İlk Derece Mahkemesince tarafından dosya inceleme dışı sanık ... ... yönünden yeni bir esasa kaydedilerek tekrar ele alınmış, yargılama devam ederken, inceleme dışı sanık ... ... etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını 13.06.2022 tarihinde giderdiğine ilişkin dekontu dosyaya sunmuştur. Bunun neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından inceleme dışı sanık hakkında nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmuş, etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış ve kazanılmış ... saklı tutularak neticeten 1 yıl 16 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmiştir.
4.5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, CMK'nın 280/1-(b), (c) ve (d) bendleri ile aynı Kanun'un 303/1-(a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" CMK'nın 280/1 (e), (f) bentlerindeki ihlallerin varlığı halinde hükmün bozulmasına" karar verilebileceği düzenlenmiştir.
5.Bu itibarla, ilk derece mahkemesi tarafından, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet ve inceleme dışı sanık ... ... hakkında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçlarına ilişkin hükümlere yönelik istinaf incelemesinde, bir sanık yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi, diğer sanık yönünden bozma kararı verilmesi neticesinde, inceleme dışı sanığın yeniden ele alınan davada etkin pişmanlık göstermesi sebebiyle, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ve aynı sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesi ve 303 üncü maddeleri kapsamına girmediği halde, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmadan yazılı şekilde bozma kararı verilmesinin sanık ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma imkanının ortadan kaldırılmış olması sebebiyle, sanık hakkında uygulama şartları oluşan 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan verilen karar hukuka aykırı görülmüştür.
Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli ve 2020/1787 Esas, 2021/2183 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
27.05.2024 tarihinde karar verildi.