Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İslahiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2013/192 Esas, 2015/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 15000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yerel Mahkeme kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin bozma ilamından sonra, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan bozma öncesi hükmün aynen kurulması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanık vasisinin temyiz isteği, kararı temyiz ettiğine vesaire ilişkindir.
Sanığın belirtilen adreste yapı ruhsatiyesi almadan bina yapmak amacıyla temel atıp, demir bağladığının tespit edildiği, sanığın bu eyleminin imar kirliliği yarattığı kabul edilerek imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın 25.06.2020 tarihli duruşmada suça konu yapının yıkıldığını beyan etmesi, İslahiye Belediye Başkanlığı'nın 20.01.2015 tarihli cevabi yazısında Belediye encümeni tarafından alınan karara istinaden yapının yıkıldığının belirtilmesi karşısında, suça konu yapının yıkılıp yıkılmadığı, belediye tarafından yıkıldığının belirlenmesi durumunda, yıkım masraflarının sanık tarafından karşılanıp karşılanmadığı, şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespit edildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince düşme kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık vasisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.05.2024 tarihinde karar verildi.