Mahkumiyet

5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan yapılan incelemede;
Müddetnamenin sanığa tebliği ile temyiz süresinin işlemeye başladığından sözedilemeyeceği zira, müddetname ile temyiz süresinin başlaması için yasanın aradığı ön şart olan başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesine ilişkin halin gerçekleşmediği cihetle, tebliğnamedeki müddetnamenin sanığa tebliği ile temyiz süresinin başlayacağı ve bu nedenle temyiz talebinin süresinde yapılmadığından reddi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMUK'nun 232/6. maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; mahkemenin 19.06.2008 günlü kararında yasa yolu, başvurulacak merci ve yönteminin gösterilmemesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle sanık müdafiinin 15.07.2009 havale tarihli kanun yararına bozma istemli dilekçesi öğrenme üzerine süresinde yapılmış temyiz başvurusu olarak kabulü ile yapılan incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, hükmün açıklanmasının geri bırakılmama nedenleri gösterilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.