Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi uyarınca da temyiz süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifadeler kullanılmış olması karşısında, temyiz isteklerinin süresinde kabul edildiği, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; nakil aracının müsaderesinin gerektiği ile re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; lehe kanun uygulanması sırasında suç tarihi ve kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin normal sınırda kalması nedeniyle sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerekirken, sanığın aleyhine fazla cezaya hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
3.Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
Kolluk görevlilerince Hassa İlçesi, Girne Mahallesi, Çevre Yolu Bintaş Kavşağında, Hassa Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/253 Değişik İş sayılı önleme araması kararı ile yapılan yol uygulamasında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yakıt deposunda ve kasa kısmında bidonlar içerisinde toplam 11.000 litre ulusal marker seviyesi geçersiz kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında atılı suçlamayı ikrar etmiştir.Kanun iadesi sonrası sanık kendisine bildirilen gümrüklenmiş değerlerinin iki katını ödeyemeyeceğini beyan etmiştir.
Ulusal marker tespit tutanağında kontrol sonucunun geçersiz olduğu, TÜBİTAK-MAM raporuna göre ele geçen akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçersiz, numunenin motorin esaslı olduğu, ancak solvent içerdiği, teknik düzenlemelere aykırı olduğu tespit edilmiştir.
Makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre, taşınan eşyanın hacim bakımından sanık adına kayıtlı aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, aracın piyasa değerinin 15.500,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri Dairemiz içtihatlarına göre suç tarihi itibarıyla normal değer olan 44.575,85 TL olarak tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre sanığa ait ticari miktar ve mahiyette akaryakıtın ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1. Hükmün sanığın savunmasına yer verilen bölümünde "...yaptığımın suç olduğunu bilseydim yapmazdım, pişmanım..." dediği belirtildiği halde, hükmün gerekçe kısmında "sanığın ele geçirilen akaryakıtı biçerdöverinde kullanmak için aldığını, ticari kastının bulunmadığını beyan ederek atılı suçlamayı inkar ettiğinin" belirtilmesi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında karışıklığa neden olunması,
2. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek; suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının yollamasıyla aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, hükmün gerekçe kısmında suç tarihinin "17.06.2014 yerine 12.07.2014" tarihi olduğundan bahisle sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/5-10. maddeleri uyarınca uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a)Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b)Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında;
Etkin pişmanlık hükümleri açıkça anlatılarak, soruşturma aşamasında usulüne uygun şekilde ihtar yapılmayan sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi halinde 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Ele geçen kaçak akaryakıt miktarı dikkate alındığında, kaçak eşyanın suçta kullanılan sanığa ait aracın miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, ayrıca dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değeri ve nakil vasıtasının bilinen değeri dikkate alındığında nakil vasıtasının müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı ve bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/3. maddesi uyarınca hakkaniyete de aykırı bir yanın bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu nakil vasıtasının müsaderesine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile iadesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Suça konu kaçak akaryakıtın tamamının müsadere edilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden imha edilen kısım yönünden tasfiye bedelinin hazine adına irad kaydına hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.