Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; soyut takdiri indirim nedenleri ile sanık hakkında az cezaya hükmedildiğine, nakil aracı hakkında verilen iade kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen görülecek nedenlere ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği; kurum zararını gidermesine rağmen haksız yere mahkûmiyet kararı verildiğine, eksik inceleme ve araştırma yapıldığına, kaçak akaryakıtı traktöründe kullanmak için aldığına ve re'sen görülecek nedenlerle usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Olay tutanağına göre, 22.08.2013 tarihinde, Girne mahallesi, çevre yolu üzerinde, sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonda arama kararına istinaden yapılan aramada, aracın depolarında toplam 885 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmasında, motorinin kendisine ait olduğunu, çiftçilik yaptığı için tarlasında kullanacağını ticari amacının olmadığını, gümrüklenmiş değerin iki katı bedeli ödemediği anlaşılmıştır.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Ulusal marker tespit tutanağında kontrol sonucunun geçersiz olduğu, analiz raporuna göre ele geçen akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçersiz, kaçak ürün niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre sanıktan ele geçirilen kaçak akaryakıtın ticari miktar ve mahiyette olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

1.Suça konu kaçak akaryakıtın tamamının müsadere edilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden imha edilen kısım yönünden tasfiye bedelinin hazine adına irad kaydına hükmedilmesi,

2.Katılan ... İdaresi lehine hükmedilen vekâlet ücretinin "sanık ...’dan alınarak katılana verilmesine" şeklinde karar verilmesi, isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ile sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan müsadereye ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine "Suça konu kaçak akaryakıtın tamamının 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin bendinde yer alan "...'dan" ibaresinin çıkartılarak yerine "...'den" ibaresinin eklenmesi, sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.