Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve yayın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekilleri dava dilekçesinde; davalının, davacı ...Ş.'de 27.02.2009-13.01.2014 tarihleri arasında editör olarak çalıştığını, davalının iş akdi İş Kanunu'nun 18. Maddesine dayanılarak haklı sebeple feshedilmesine rağmen Bağımsız Gazetecilik Platformu olarak tanımlanan Punto24 isimli internet sitesi tarafından hazırlanıp youtube aracılığı ile platform24.org isimli internet sitesine yüklenen "..." isimli işten çıkarılan bir çok gazetecinin bu konu ile ilgili açıklamalarından oluşan belgeselde müvekkilleri hakkında gerçek dışı ve iftira niteliğinde açıklamalar yaptığını, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkillerinin kamuoyu nezdinde itibarlarının sarsıldığını ve kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın tirajı yüksek üç ulusal gazetede yayınlanmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin platform24.org isimli internet sitesine yüklenen "..." isimli belgeselde işten çıkarılan bir çok gazeteci ile beraber bu konuda açıklamalarda bulunduğunu, davacıların hedef alınmadığını, belgeselde geçen tüm söz ve ifadelerin eleştiri ve ifade özgürülüğü sınırları içinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "..." isimli belgeselde gazetecilerin yaşadıkları sorunların ve davalının da içinde bulunduğu bir kısım gazetecinin kendi işten çıkarılma hikayelerinin eleştirel şekilde ifade edildiği, medya grubu kurucusu, gazete yöneticileri ve sektörde çalışan birçok gazetecinin düşüncelerini açıkladığı, gazeteciler hakkında açılan davalar ve sektörde yaşanan sorunlara eleştirel bir bakış açısı getirilen yayının bütün olarak değerlendirilmesinde; konuşma ve beyanların güncel konuları işlediği, görünür gerçeğe uygun olduğu, okuyucunun ilgisini çekebilmek amacıyla haberi uygun sözlerle süslemek, ilginç biçime getirmek, toplumun değer yargılarına göre yorum yapma ve kamuoyunu aydınlatmanın basının hakkı ve görevi olduğu (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2007/11582 esas, 2008/6398 karar), Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre ifade özgürlüğü kapsamında bulunduğu, yayını ilgi çekici kılmak için kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilemeyeceği, dava konusu programdaki ifadelerin eleştiri sınırları içinde kaldığı, toplumun bilgi edinme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yayında davacıları aşağılayan, kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir söz ve ifade kullanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; gezi olaylarından sonra gazetede çalışanların maaşlarının arttığı yönündeki söz ve ifadenin eleştiri sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini, diğer editörlerin maaş bordroları incelendiğinde bu durumun tespit edileceğini, dava konusu belgeselde davalının müvekkilleri hakkında gerçek dışı ve iftira niteliğinde açıklamalar yaptığını, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkillerinin kamuoyu nezdinde itibarlarının sarsıldığını, davalı tarafından müvekkili gazete aleyhine işe iade davası açıldığını, aralarında oluşan husumet nedeniyle davalının savunmalarına itibar edilmemesi gerektiğini, belgeselin objektiflikten uzak, izleyicileri yanıltmaya yönelik olduğunu, kamusal yarar bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından sarf edilen "Kızım o zaman 7 yaşındaydı... Ve ben uyutuyordum ... Baba seni işten mi attılar dedi. Nereden biliyorsun kızım dedim. Annemle biraz konuştuk, olsun sen doğruları yazdıysan sorun yok dedi. Ve birbirimize sarılıp ağladık." şeklindeki ifadeler ile " ...Şimdi bu geziden sonra 1 yıl içinde bazı arkadaşlarla konuştuk maaşları neredeyse ikiye üçe çıkmış. Bunu sadece bizim gazete için söylüyorum. Pek çok insan o süreçte ev aldı, Toki'den oradan buradan, hepsinin borçları 8-10 yıllık krediyle aldılar ve hepsinin borçları kapatıldı yani.." şeklindeki söz ve ifadelerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların hedef alınmadığını, eleştiri sınırları içinde kaldığına dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; gezi olaylarından sonra gazetede çalışanların maaşlarının arttığı yönündeki söz ve ifadenin eleştiri sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini, kamuoyunda taraflı yayın yapılması sonucu gelirlerinin arttığı yönünde izlenim yaratılmaya çalışıldığını, diğer editörlerin maaş bordroları incelendiğinde bu durumun tespit edileceğini, dava konusu belgeselde davalının müvekkilleri hakkında gerçek dışı ve iftira niteliğinde açıklamalar yaptığını, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkillerinin kamuoyu nezdinde itibarlarının sarsıldığını, davalı tarafından müvekkili gazete aleyhine işe iade davası açıldığını, aralarında oluşan husumet nedeniyle davalının savunmalarına itibar edilmemesi gerektiğini, belgeselin objektiflikten uzak, izleyicileri yanıltmaya yönelik olduğunu, kamusal yarar bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirtmiştir.

platform24.org isimli internet sitesinde yayınlanan "..." isimli belgeselde davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 25 ve 26 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı ... Gazetesinde editör olarak çalışmakta iken İş Kanunu'nun 18. Maddesine dayalı olarak iş akdinin feshedildiği, çeşitli sebeplerle iş akitleri sona erdirilen gazetecilerin açıklamalarından oluşan 03.05.2015 tarihinde dava dışı Platform24.org isimli internet sitesinde yayınlanan "..." isimli dava konusu belgeselde davalı tarafından sarf edilen sözlerin davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile eldeki dava açılmış ise de belgeselde davalı gazetecinin işten çıkarılma sürecine dair açıklamalarda bulunarak eleştiri hakkını kullandığı, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiği, davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.