Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın Adana ili Yumurtalık ilçesi Kaldırım Mahallesi sınırlarında bulunduğunu, Ceyhan nehir yatağının terk ettiği yer olduğunu, tahminen 40-45 dönüm civarında olduğunu, dava konusu taşınmazın kuzeyinde 1017 parsel, güneyinde tescil dışı arazi ve sonrasında nehir, doğusunda Kadriye Dündar tarlası ve batısı ... Kıpçak tarlası bulunduğunu, taşınmazın yerinin 1956-1957 yıllarında Ceyhan nehir yatağının değişmesi nedeniyle ortaya çıkan nehir terki olduğunu ve nehrin bir daha eski yatağına dönmediğini, bundan sonra da dönmesinin mümkün olmadığını, Ceyhan nehri üzerine 1982 yılıyla birlikte başlayan Aslantaş, Menzelet, Sır ve Berke gibi birçok baraj inşa edildiğini ve su tutulduğunu, nehrin yatak değiştirme ihtimalinin tamamen ortadan kalktığını, davacının 1970'li yılların başından itibaren böğürtlen, ılgın, kamış gibi yabani otları temizlemek için büyük paralar ve emek sarf ederek dava konusu taşınmazı imar ihya edip ekilebilir tarla haline getirdiğini, davacının yaklaşık 45 yıldan bu yana dava konusu taşınmazı fiilen kesintisiz bir şekilde kullandığını, davaya konu edilen taşınmazda ayçiçeği, karpuz, pamuk, buğday, yer fıstığı, susam gibi her çeşit ürün ziraati yapıldığını, bölgenin orman kadastrosunun yapıldığını ve taşınmazın orman sahası dışında kaldığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sınırları tarif edilen ve bilirkişilerce keşif sonucu tespit edilecek olan taşınmazın ayrı bir parsel numarası ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Belediyesi vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, taşınmaz ile ilgili olarak orman arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunda tam ve doğru bir şekilde detaylı olarak orman araştırması yapılarak, taşnmazın meyil durumu da dikkate alınarak toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı hususunda tahkikat yapılması gerektiğini, mera niteliğinde ve belediye hudutları kapsamında kaldığı anlaşılan taşınmaz için zilyetlikle taşınmaz edinimi mümkün olmadığından reddi gerektiğini, davacı tarafından bu hususta yoğun bir emek ve masraf yapıldığının görülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, taşınmaz ile ilgili olarak orman arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunda tam ve doğru bir şekilde detaylı olarak orman araştırması yapılarak, taşnmazın meyil durumu da dikkate alınarak toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı hususunda tahkikat yapılması gerektiğini, mera niteliğinde ve belediye hudutları kapsamında kaldığı anlaşılan taşınmaz için zilyetlikle taşınmaz edinimi mümkün olmadığından reddi gerektiğini, davacı tarafından bu hususta yoğun bir emek ve masraf yapıldığının görülmediğini, davaya konu taşınmazın kumluk niteliğinde olup olmadığı hususu ile kıyı kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığı hususunun detaylı bir şekilde incelenerek bu nitelikleri gösteren taşınmazların zaman aşımı, imar-ihya ya da zilyetlikle kazanılamayacağı ve özel mülk konusu olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının davaya konu yeri imar ve ihya ederek 20 yılı aşkın süredir kesintisiz ve davasız olarak işleyerek zilyetliğinde bulundurduğu yönündeki iddiasının mahalli bilirkişiler ile davacı tanıklarının keşifte verdikleri beyanlar ve bilirkişi roparları ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Adana ili Yumurtalık ilçesi Kaldırım Mahallesinde kain kadastro teknisyeni Feyzi Artar ve harita ve kadastro mühendisi ... Başer tarafından 23.03.2016 havale, 11.03.2016 düzenleme tarihli fen bilirkişi raporunda b2 rumuzu ile isimlendirilen 30.033,18 m² taşınmazın tarla vasfı ile davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, davacı lehine Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun) 14 ve 17. maddelerinde belirtilen zilyetlik ve imar-ihya koşullarının gerçekleştiği, Ceyhan Nehri'nin 430 m kadar güneye kayması sonucu davacının zilyetlik ettiği 30.033,17 m² yüz ölçümlü taşınmazın kuru nehir yatağı vasfını kazandığı, 1980 ve daha sonrası yapılan barajlar neticesi yatak değiştirme ve ... sorununun ortadan kalktığı, davacının yaklaşık 30-40 yıl önce taşınmazı imar ve ihya ederek o günden beri tarım amaçlı olarak kullanıp ekonomik amaca uygun şekilde gelir elde ettiği, önceleri fıstık, pamuk, buğday ve mısır gibi tarım ürünleri ekmekteyken son yıllarda tamamen fenni esaslara dayalı şekilde mandalina ağaçları dikerek meyve bahçesi haline getirdiği, halen de kullanımının devam ettiği, taşınmazın imar planları dışında yer aldığı, herhangi bir kamu hizmetine tahsisli olmadığı, davacı ve murisleri adına başkaca senetsizden tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, kesinleşen orman sınırları dışında yer aldığı, davanın niteliğine göre Adana Büyükşehir Belediyesi yasal hasım konumunda olduğundan dahili dava yoluyla taraf teşkilinin sağlanmasının usul ve yasaya, özellikle usul ekonomisi ilkesine uygun olduğu, dava konusu taşınmazın Yumurtalık Belediyesi sınırları içinde yer aldığı, bölgedeki orman kadastro çalışmalarının 2013 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle 20 yıllık zilyetlik süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, bu itirazın yargısal uygulamada kabul görmediği, dava konusu taşınmazın orman arazisi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecinin yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalıların istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.