Davanın kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firma ile davalının uzun süredir karşılıklı olarak ticaret yaptıklarını, mal alıp sattıklarını, son dönemde müvekkili tarafından davalı tarafa verilen müşteri çeklerinden kaynaklanan bazı sorunların yaşandığını, tarafların ticari ilişkilerinin zedelendiğini, davalı tarafa yapılan yüklü miktarda siparişlerinin ödemelerinin yapılmasına rağmen yerine getirilmediğini, müvekkilinin davalı tarafa gönderdiği Bornova 3. Noterliğinin 10749 yevmiye sayılı ihtarnameli cari hesapta görünen alacaklarının ödenmesi aksi takdirde yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiğini, davalı tarafın Gaziantep 2. Noterliğinin 12.04.2017 tarihli 06793 yevmiye sayılı cevabı ile borcu olmadığını ihtar ederek itiraz ettiğini, davalı taraf hakkında Kilis İcra Müdürlüğünün 2017/1136 E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın yasal süresi içerisinde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 14.02.2019 tarihli dilekçesi ile davasını alacak davası olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, aksine davacının müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, davacı tarafın müvekkiline sipariş ettiği tüm ürünleri kendisine teslim ettiğini, almış olduğu ürünlerden ve yapılan ticaretten kaynaklı borcunun taraflarına ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bankalardan gelen cevabi yazılardan çeklerin ödenmediği ve karşılıksızdır ve iptal kaşelerinin olduğunun görüldüğü, davacı tarafından yapılan 60.000,00 TL tutarındaki havaleyi karşılıksız çıkan 7 adet çeki ve karşılıksız çıkan 2 adet çek için bankanın ödediği sorumluluk bedellerini içerir hesap hareketine göre davalı ...'in, davacıdan 44.848,65 TL tutarında alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı ... yasal defter kayıtlarına göre 01.12.2016 tarihinde davacı ...'in, davalı ...’e 146.075,61 Euro karşılığı 531.189,35 TL temlik yapıldığı, 21.12.2016 tarihinde davacı ...'in, davalı ...’e (Baytek’in bakiye alacağı 572.412,05 TL iken) 240.192,87 Euro karşılığı 875.983,40 TL temlik yaptığı ve bu nedenle 303.571,35 TL alacaklı hale geldiği, davacı kendi kayıtlarında çekler karşılığı ödemeler yapmış görünürken ve çeklerin karşılıksız vs. olduğunun kayıtlarında görünmediği, yine davacının kendi kayıtlarına göre, davalı ...’e alacağını aşan miktarda temlik yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı şirketin davacı şirkete borcu olmadığı, alacak davasının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporlarının hepsinde tarafların fatura kayıtlarında bir anlaşmazlığın olmadığının tespit edildiğini, uyuşmazlığın davacı tarafından verilen müşteri çeklerinden kaynaklandığını, davacı tarafından davalıya verilen müşteri çeklerinin davalı defterlerinde karşılıksız olarak işlendiğini, davacı defterlerinde ise bu çeklerin karşılıksız olduğuna dair bir kaydın olmadığını, davanın konusunun davalıya verilen müşteri çeklerinin gerçekte tahsil edilip edilmediği noktasında olduğunu, davalıya teslim edilen bu çeklerin karşılıksız olup olmadığı konusunda davalı tarafından davacı tarafa bilgi verilmediği, ihtar çekilmediği, aksine çeklerin gerçekten karşılıksız olmadığı bilakis davalı tarafından haricen tahsil edildiğinin taraflarınca tespit edildiğini, davacı ile davalı arasındaki ticaret gereği verilen 7 adet çekin altı tanesinin dava dışı 3. şahıs olan Birleşim firması tarafından keşide edildiğini, dava dışı 3. şahıs olan Birleşim Firmasının aynı sektörde iş yaptığını, davalı ... firması ile birebir ticari alışverişinin bulunduğunu, davalı tarafın kendisine verilen çekleri tahsil amacı ile icra takibine konu ettiğini, oysa davalı tarafın kendisine verilen bu çekleri tahsil ettiğine dair dosyada çok kuvvetli karinelerin olduğunu, dava konusu çeklerin davalı tarafından takibe konu edildikten sonra icra dosyasından iade alındığını, dava dışı 3. firma olan Birleşim firmasına yani çeklerin keşidecisine teslim edildiğini, çeklerin keşidecisi tarafından ilgili bankalarına iade edildiğini, davalının kendisine verilen müşteri çeklerini tahsil etmesine rağmen Birleşim firmasından kendi alacakları olduğu ve o firmanın battığı için ondan kurtaramadığı cari alacağını davacı tarafından kendisine verilen Birleşim firmasının çekleri ile kapatmaya çalıştığını, çeklerin üzerinde yapılan vade oynamalarının ve bu çeklerden dolayı davacı müvekkiline takip yapılmamasının sebebinin bunun olduğunu, dava sırasında dava dışı 3. şahıs ve çeklerin keşidecisi olan Birleşim Tıbbi malzemeler firmasının yetkilisi tarafından dava konusu edilen çeklerin bankalarına iade edilmesinin bütün iddialarını doğruladığını, yerel mahkeme kararının içeriğinde dosyada mevcut olmasına rağmen bu durumdan hiç bahsedilmediğini, çeklerin davalının elinde yada icra takibinde ise çeklerin karşılıksız olduğunun kabul edilebilecek bir durum olduğunu, aksi halde davalının sadece defterine karşılıksız kaydı düşmesinin yeterli olmadığını, çeklerin davalının uhdesinde değil ise müvekkili firmaya karşı bu çeklerin karşılıksız olduğundan bahisle borç eklenmesinin söz konusu olmadığını, yaklaşık 2 yılı aşkın bir süredir kendi cari hesap alacağından müvekkiline yaklaşık 44.000 TL alacaklı olduğunu ileri süren davalının müvekkilinden yazılı yada sözlü hiçbir talepte bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu çeklerden 7822,5932971,5932972,5932973,5932974 nolu çekler hakkındaki icra takiplerinden davalı tarafından feragat edildiği ve çeklerin muhatap bankaya iade edildiği, kural olarak çekin ödeme vasıtası olması nedeniyle lehdarın elinde olup iptal edilmiş olmasının bu çekin ödendiğine karine olacağı, kaldı ki alacaklının icra takiplerinden feragat etmiş olmasının dahi alacağını tahsil ettiğine karine teşkil ettiği, 5932966 nolu çekin ise ödendiğinin dosyaya sunulan dekont ile sabit olduğu, 6807518 nolu çekin ise alacaklı tarafından davacı borçlu gösterilmeksizin icra takibine konu edilmiş olup, takibin halen derdest olduğu, bu durumda mal bedeli olarak davacı tarafından davalıya teslim edilen ve fakat karşılığında mal teslim edilmeyip bedelsiz kalan çekler nedeniyle davacının, davalıdan icra takibi halen derdest olan çek bedeli düşüldüğünde 359.000,00 TL alacaklı bulunduğunun kabulü ile taleple bağlılık kuralı gereğince davacının davalı aleyhine yaptığı icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bütün bilirkişi raporlarının aynı doğrultuda olduğunu, davacının müvekkiline vermiş olduğu çekleri ödenmiş gibi defterine kaydettiğini, ancak çeklerin tahsil edilmemiş olması üzerine alacağın temliki yoluna gittiğini, davacının fazla ödeme yaptığına dair mahkemeye yazılı bir delil sunulmadığını, çeklerin tahsil edilmediğinin sabit olduğunu, müvekkilinin alacaklı konumunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, cari hesaptan kaynaklan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.
1.Dava, icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle açılmış olup, yargılama devam ederken icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emrinin Kilis İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/71 E. 2018/77 K. ve 19.11.2018 tarihli karar ile iptaline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine davacı-alacaklı vekili tarafından davaya alacak davası olarak devam edilmesinin talep edildiği 14.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi sunulmuş ve mahkemece 09.05.2019 tarihli 6. celsede ıslah dilekçesinin kabülü ile davaya alacak davası olarak devam edilmesine karar verilmiş ve yargılama neticesinde de gerekçeli kararda alacak davasının reddine şeklinde hüküm kurulmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava itirazın iptali davası olarak değerlendirilmiş ve davacının istinafının kabulüne karar verilerek yerel mahkeme hükmü kaldırılarak davanın kabulü ile vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davayı itirazın iptali davası olarak niteleyip davacı tarafın ıslah dilekçesini göz ardı ederek itirazın iptaline dair hüküm kurması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.