Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın miktar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Siteleri 1. Blok Kat maliklerini temsilen ...'a karşı ... 4. İcra Müdürlüğünün 2011/3526 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı olarak borca itiraz ettiğini, davalının yöneticisi olduğu apartmanın mantolama, dış cephe, çatı onarımı gibi işlerin yapımı konusunda KDV dahil 109.740,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, üstlenilen işin müvekkili tarafından tamamlandığı ancak ödemesinin yapılmadığını, borçlunun iddiasının aksine söz konusu işin müvekkili şirketçe yapıldığını, belirtilen nedenlerle borçlunun haksız olan itirazının iptaline ve takip talep tarihinden itibaren takip tarihinden belirtilen oranda faiz işletilmesi sureti ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2012 tarih, 2011/673 Esas, 2012/321 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2010/3526 Esas sayılı dosyası ile yürütülen icra takibinin 92.790 TL üzerinden devamına, itirazın bu miktar için iptaline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, itiraz haksız bulunmakla alacak belgeye dayalı net belirlenebilir likit bir alacak olmakla asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2012 tarih, 2011/673 Esas, 2012/321 Karar sayılı kararına karşı süresinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 24.10.2013 tarih, 2012/7513 Esas, 2013/5764 Karar sayılı kararı ile; davalının sair temyiz itirazlarının reddine, bilirkişi raporunda, eksik ve ayıplı imalatların bedelinin 8.000,00 TL olduğu belirlenmiş olmasına rağmen; mahkemece, eksik ve ayıplı işler bedeli takip konusu alacaktan düşülmeden asıl alacağın tamamının tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, davaya konu alacak, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu saptandığından, davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulünün de hatalı olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2014 tarihli 2014/36 Esas 2014/791 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalının ... 4. İcra Müdürlüğünün 2011/3526 Esas sayılı dosyasında borca itirazının kısmen iptali ile ayıplı ve eksik işler bedeli olan 8.000,00 TL'nin mahsubundan sonra 84.790 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa önceki hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği de nazara alınarak dava tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin ve yasal şartları bulunmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

4. İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2014 tarih, 2014/36 Esas, 2014/791 Karar sayılı kararına karşı süresinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 10.03.2016 tarih, 2015/5821 Esas, 2016/1548 Karar sayılı kararı ile davalının sair temyiz itirazlarının reddine, davalı tarafından dava konusu işe ilişkin kat malikleri tarafından takip ve dava aşamasında ödemeler yapıldığı, ödeme belgelerinin, uygulamadaki söyleyişle borcu söndüren belgeler olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği, bu nedenlerle davalı tarafından ileri sürülen ödeme belgeleri incelenerek takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan ve zaman bakımından uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi hükümleri de gözetilerek hüküm kurulmasını teminen kararın bozulması gerektiği belirtilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; icra müdürlüğü tarafından 22.06.2022 tarihli kapak hesabı raporuna göre bilirkişi raporunda tespit edilen tüm tahsilatlar girilerek yapılan hesaplamada davacının 35.743,04 TL bakiye alacağının kaldığının hesaplandığı, 818 sayılı BK'nın 84. maddesi gereği yapılan tahsilatların öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilerek hesaplama yapıldığı, davacının icra takibine konu alacak bakiyesinin hesaplandığı, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere yapılan kısmi ödemelerin bakiye borç miktarı olan 35.743,04.TL dışında kalan 49.046,96.TL tutar yönünden borcu söndürdüğünden bu kısım için davanın konusuz kaldığı belirtilerek davacının davasının 49.046,96 TL'si konusuz kaldığından konusuz kalan bu miktar yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3526 Esas sayılı dosyasında borca itirazının (84.790,00.TL asıl alacaktan takip/dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi geriği mahsubundan sonra kalan) 35.743,04 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa önceki hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği de nazara alınarak dava tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin ayıplı ve eksik işler bedeli olan 8.000,00 TL yönünden reddine, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; alacağın sadece yöneticiden tahsil edilemeyeceği, her bir kat malikinin sorumlu olduğu kısım ayrı ayrı hesaplanıp ona göre hüküm verilmesi gerektiği, taraf teşkilinin de buna göre yapılması gerektiği, dosyaya sunulan 19.02.2019 tarihli rapora göre, davalılar takip öncesi 16.500,00 TL, takip sonrası ise 91.205,62 TL toplam 107.705,62 TL ödeme yaptıklarını, hangi kat malikinin, "alacaklı ile ibralaştığını" dosyada mevcut ibranameler doğrultusunda tespit edilerek, bu kat maliklerinin borçtan kurtulmuş olduklarını tespit etmesi gerektiğini, resmi yoldan ödeme yapan kat maliklerinin yaptıkları ödemelerin, kendi paylarını karşılaması halinde bunları da tespit ederek bu kat maliklerinin de borçtan kurtulmuş olduklarını tespit etmesi gerektiğini, hiç veya kısmi ödeme yapan kat maliklerinin de tespit edilip, bakiye 35.743,04 TL alacağın bunlar arasında, payları ve yaptıkları kısmi ödemeler dikkate alınarak paylaştırılması gerektiğini, yöneticinin değiştiğini, artık bir şirketin bu görevi devraldığını, ...’ın temsil yetkisi kalmadığını, mahkemece tespit edilen 35.743,04 TL borca dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, daireden gönderilen hesap raporu incelendiğinde zaten bugüne kadar işlemiş tüm faizin hesaba dahil edildiğini, ödemelerin düşüldüğünü ve 22.06.2022 günü itibari ile bakiye alacağı bildirdiğini, yani borçlu borcu kabul etmiş olsa, 22.06.2022 günü dosyaya 35.743,04 TL yatırmış olsa dosyanın kapanacağını, bu durumda bu hüküm sehven kanunen yasak olan faize faiz işletilmesi anlamına geleceğini, faizin de kapak hesabı tarihi olan 22.06.2022 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-370. maddeleri.

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Mahkemece, icra müdürlüğünden 22.06.2022 tarihi itibariyle dosya kapak hesabının çıkarılması istenmiş, icra müdürlüğü asıl alacak, ilgili harç ve masraflar ile faiz hesaplamasını yaparak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi hükmü gereği ödemeleri öncelikle faiz ve ferilerinden mahsup etmiş ve 22.06.2022 tarihi itibariyle 35.743,04 TL bakiye borç miktarını tespit etmiştir. Mahkeme tarafından bu rakam üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verilmesi yerinde ise de bu rakama kapak hesabının yapıldığı 22.06.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı tarafın diğer temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "... önceki hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği de nazara alınarak dava tarihi olan 19.07.2011..." ibaresinin çıkartılarak yerine “22.06.2022 ” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcın ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.