Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; önceki arsa maliklerinin ... Ltd. Şti. ile imzaladığı 20.03.2006 tarihli resmi şekle uygun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini gayrimenkulle birlikte müvekkiline devrettiklerini, yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle açılan davada sözleşmenin geriye etkili feshine dair verilen kararın kesinleştiğini, yükleniciye avans niteliğinde verilen bağımsız bölümlerin 3. şahıslara devredildiğini, ancak tescilin yolsuz olduğunu, sözleşmesinin feshi üzerine 26.04.2014 tarihinde ... - ... Yapı İnşaat ile yapım sözleşmesi akdedildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile, 1007 ada 10 parsel, 4. Blok, A Giriş, No: 20' de davalı adına kayıtlı tescilin iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilinin yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bağımsız bölümü 20.12.2012 tarihinde ...'dan satın aldığını, taraflar arasında hukuki bir ilişki olmadığını, davacı ile yüklenici arasında görülen davanda tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmadığından satış engeli bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu inşaatın yapımı için önceki arsa sahipleri ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında yapılan düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/362 E. ve 2012/446 K. sayılı ilamı ile geriye etkili feshine karar verildiği ve kararın 30.11.2012 tarihinde kesinleştiği, dava konusu bağımsız bölümün geriye etkili feshine karar verilen sözleşme gereğince avans niteliğinde yükleniciye verildiği, davalı henüz tamamlanmamış binadan bağımsız bölüm edinmeyi amaçlamış ise de, bu devrin ancak yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirmesi halinde davacı arsa sahiplerine karşı da hüküm ifade edeceği, bu durumun davalı tarafından bilindiği, yapılan bu devir işleminin dava dışı yükleniciye karşı şahsi bir hak vereceği, arsa maliklerine karşı ayni bir hakkın varlığından söz edilemeyeceği, davalının TMK'nın 1023. maddesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle, tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile yüklenici arasında sözleşmenin feshine rağmen ilişkinin devam ettiğini, davalının iyiniyetli olduğunu, tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı vekilince arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmesine rağmen fesihten sonra davacı arsa maliki tarafından yükleniciye bağımsız bölüm devri yapıldığı ileri sürülmüşse de, cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen ilk kez istinafta ileri sürülen savunmaların artık incelenemeyeceği, yüklenici ve davacı arsa sahipleri arasındaki sözleşmenin geriye etkili feshedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından arsa sahiplerince yükleniciye avans olarak verilen ve 3. kişilere devredilen arsa paylarının iadesi istenebileceği ve 3. kişilerin iyiniyet iddialarının dinlenemeyeceği belirtilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fesihten sonrada davacı tarafından yükleniciye bağımsız bölüm devri yapıldığı savunmasını ilk derece mahkemesinde ileri sürdüğünü, taşınmazı dava dışı 3. kişiden satın aldığından ve taraflarla hiç bir ilişkide bulunulmadığından bu savunmanın sonradan öğrenildiğini, istinaf mahkemesince aynı durumdaki bir başka bağımsız bölüme ilişkin davada ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı hakkında yapılan istinaf incelemesi neticesinde fesihten sonra akdi ilişkinin devam edip etmediğine dair yeterli inceleme yapılmadığı gerekçesiyle, kaldırma kararı verildiğini, iki farklı karar verilerek çelişki oluşturulduğunu, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu A blok'un %97 oranında tamamlandığı, davacı ile davalı yüklenicinin sözleşmenin feshinden sonra da anlaştığını ve inşaatlara devam edildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi nedeniyle dava dışı yüklenici tarafından davalıya devredilen bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 inci maddesi, 1023 üncü ve 1024 üncü maddeleri.
1. Dosya kapsamından; sözleşme konusu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğu, davacı kooperatifin arsa sahibi, davalının da dava dışı yükleniciden temlik yoluyla devralan şahıstan satın alan üçüncü kişi olduğu anlaşılmıştır.
Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/362 E. ve 2012/446 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; önceki arsa malikleri ... ile ... tarafından yüklenici ... Ltd. Şti. aleyhine arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi talepli dava açıldığı, yargılama sırasında sözleşme konusu taşınmazların arsa sahipleri tarafından davacı ve dava dışı kooperatiflere devredildiği, devralan kooperatiflerin de davaya dahil oldukları, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmenin feshine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin 30.11.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Daha önce Dairemizce denetimden geçmiş benzer nitelikteki dosyalarda, Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/362 E., 2012/446 K. sayılı ilamıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine karar verilmesine rağmen dava dışı yüklenicinin inşaatın yapımına devam ettiği, fesihten sonra da arsa maliki davacı tarafından dava dışı yükleniciye bağımsız bölüm devrinin yapıldığı, feshin muvazaalı olduğu iddia edilmiştir.
Bu durumda; anılan iddialar araştırılarak, davacı arsa maliki ile dava dışı yüklenici arasında kesinleşen fesih kararına rağmen sözleşme ilişkisinin ve işin yapımının fiilen devam edip etmediği, inşaatın dava dışı yüklenici ... Ltd. Şti. tarafından tamamlanıp tamamlanmadığı, hususları incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Emsal mahiyetinde Dairemizin 06.02.2024 tarihli, 2022/5187 E. 2024/531 K; 06.02.2024 tarihli 2022/5192 E. ve 2024/532 K. sayılı ilamları)
2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.(1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
taraflarca getirilme ilkesine tabi bir davadır. Uyuşmazlığın da tarafların getirdiği vakıalara (iddia ve savunma sebeplerine) göre incelenmesi, tarafların getirdiği delillerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir. Başka dosyada ileri sürülen ancak bu dosyada ileri sürülmeyen vakıaların ve başka dosyada bildirilip bu dosyada bildirilmeyen delillerin mahkemece bu dosyada incelenip değerlendirilmesi usulen mümkün değildir.
Diğer yandan iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra yeni vakıalara ve delillere dayanılamayacağı gibi delillerin de belli süreler içinde gösterilmesi gerekir. İstinaf veya temyiz aşamasında da yeni vakıalara ve delillere dayanılamaz.
Temyizen incelenen karar, belirtilen bu hususlara, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
Belirttiğim nedenlerle temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumdan hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.