HÜKÜMLER: Hüküm kurulmasına yer olmadığı, beraatine

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 gün 2016/11-38 Esas 2018/113 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, Bölge Adliye Mahkemelerince İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılarak ''beraat'', ''düşme'', ''ret'', ''ceza verilmesine yer olmadığına'' gibi kararların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan hak arama özgürlüğüne etki edecek kararlar kapsamında değerlendirildiğinden, bu kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, bu bağlamda istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen her iki kararın da tebliğnamede belirtilen düşüncenin aksine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 22.09.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma vb. ve özel belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talep olunmuştur.

2. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarih ve 2014/42 Esas, 2021/166 Karar sayılı kararı ile sanığın, zincirleme şekilde başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma suçundan, banka sayısınca 3 kez, 5 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçundan ise; 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Verilen karar ile ilgili sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.04.2022 tarihli, 2021/3002 E., 2022/1391 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile, sanığın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma suçundan beraatine, özel belgede sahtecilik suçundan ise; sanık hakkında, eylemi nedeni ile zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet karar verilmiş olması nedeni ile hükmüm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri;

Atılı suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmasına rağmen beraat ve hüküm kurulmasına yer olmadığı kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın, sahte kimliklerle bankalara başvurarak krediler aldığı ve kredi kartları tahsis edilmesini sağladığı ayrıca içerik itibariyle sahte sözleşmeler (kredi ve kredi kartı sözleşmeleri) düzenlenmesini sağlayarak özel belgede sahtecilik suçlarını da işlediği iddialarına ilişkindir.
2. ... adına 21.06.2013 tarihinde ING Banka yapılan başvuru üzerine, kredi kartı tahsis edildiğine, kartın müşteriye gönderilmeden iptal ettirildiğine dair banka yazıları dosyada mevcuttur.
3.... adına 13.06.2013 ING Banka yapılan başvuru üzerine, kredi kartı tahsis edildiğine, hesabın sahte olduğunun anlaşılması üzerine kartın iptal edildiğine, kart ile herhangi bir harcama yapılmadığına dair banka yazıları dosyada mevcuttur.
4. ... adına 06.06.2013 tarihinde ING Banka yapılan başvuru üzerine, kredi kartı tahsis edildiğine, kartın müşteriye gönderilmeden iptal ettirildiğine dair banka yazıları dosyada mevcuttur.

5. Her üç karta dair ayrı ayrı bankacılık sözleşmesi ve ayrıca şahıslar adına farklı tarihlerde yapılan kredi talepleri üzerine kredi sözleşmelerinin imzalandığı dosya içeriği ile sabittir.

6. Sanığın, Denizbank......., şubesinde,... kimliği ile para çekmek istediği sırada yakalandığına, üzerinde ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ve nüfus cüzdanı ele geçirildiğine dair yakalama tutanağı dosyada mevcuttur.

7. Başvurular esnasında sunulan kimlik fotokopilerindeki 3 resmin de sanığa ait olduğu görülmüştür.

8. Sanık savunmasında "Kart başvurularında bulunduğunu " kabul etmiştir.

A. Katılan Banka vekilinin, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma v.s suçuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Dosyadaki olgular itibari ile; sanığın, başkalarına ait kimlik bilgileri ve kendi fotoğrafını kullanarak oluşturduğu sahte kimliklerle, Denizbank, TEB ve ING Bank şubelerine başvurarak kredi talep ettiği, sanığın kredi talebi sırasında ayrıca başkaları adına kredi kartı başvurularında da bulunduğu, bu hususun dosya içinde mevcut her üç karta dair bankacılık hizmet sözleşmesi ile sabit olduğu, keza sanığın da savunmasında eylemini ikrar ettiği, bu şekilde sahte belgeler ile katılan bankaya başvuru sonucu açılmaması gereken bir kredinin tahsisini sağlayarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işleyen sanığın, ayrıca 5237 sayılı Kanunun 245/2 maddesinde belirtilen seçimlik hareketlerden biri olan, suça konu sahte banka veya kredi kartının üretilmesini sağlamak suretiyle atılı suçunu da işlediği, keza suçun oluşumu için, banka tarafından çıkarılan sahte kredi kartının sanığa teslim edilmesi şartının aranmadığı, bu bağlamda aynı bankaya karşı farklı tarihlerde başvuruda bulunarak üç ayrı sahte kredi kartı tahsis edilmesini sağlayan sanığın, zincirleme şekilde başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma vb., suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla, sanığın, ING Banka yönelik eylemi nedeni ile, 5237 sayılı Kanunun 245/2, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Katılan Banka vekilinin, özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Gerek Dairemizin gerek ise Yargıtay 11. Ceza dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, sanığın, başkaları adına düzenlenmiş, aldatma kabiliyetini haiz sahte kimlikleri kullanarak, katılan ...'ın birden fazla şubesinden kredi çekmek amacıyla sahte kredi sözleşmeleri imzalamasının, ayrıca zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, bu eylemin, sanığın sahte kimlik kullanması nedeni ile cezalandırıldığı resmi belgede sahtecilik suçu yada kredi alması nedeni ile mahkumiyetine karar verilen dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, nitekim her eylemin farklı suçları oluşturduğu, kredi sözleşmesi imzalanmasının, 5237 sayılı Kanunun 245/2 kapsamında da kalmadığı, bu hususun sadece kredi kartı sözleşmesi imzalandıktan sonra kartın üretilmesi halinde söz konusu olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasına yer olmadığı kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 21.04.2022 tarihli, 2021/3002 E., 2022/1391 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.