SAYISI: 2022/İHK-23059
SAYISI: K-2022/61675
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine,İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı nezdinde Genişletilmiş Kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan ..... plakalı, anahtarı davacıda bulunan aracın 02.04.2021 tarihinde çalışmaması üzerine park edildiğini, aracın park edilen yerden çalınmak suretiyle yerinde olmadığının 15.04.2021 tarihinde öğrenilmesiyle karakola başvuru yoluyla suç duyurusunda bulunulup sigorta şirketine bildirim yapıldığını, 25.08.2021 tarihinde davalı ... şirketine ödeme hususunda başvuruda bulunulmuş ise de herhangi bir cevap alınamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren özel bankalarca uygulanacak reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 65.500,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan hasar dosyasında yapılan incelemeler neticesinde aracın çalınmamış olabileceği şüphesi hasıl olduğundan şirketçe ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi uyarınca, rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, davalı ... şirketinin aracın çalınmadığı iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 65.500,00 TL'nin 10.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davalı şirket nezdinde açılan hasar dosyasında yapılan incelemeler sonucunda aracın çalınmamış olabileceği kanaatine varılması nedeniyle haklı olarak ödeme yapılmadığını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, hasar araştırma raporunda belirtilen durumlara ek olarak aracın ne şekilde çalındığı bilinmediğinden kasko poliçesinde yer alan çalınma klozunda belirtildiği gibi teminat dışı bir durum söz konusu olduğunu, anahtar ile çalınma klozunun gerçekleştiğini çünkü aracın ne şekilde çalındığının bilinmemekte ve beyan edilmemekte olduğunu ayrıca bahsi geçen aracın arızalı olduğunun bildirildiğini, arızalı bir aracın çalınmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, aracın rayiç değerinin hatalı tespit edildiğini zira aracın rayiç değeri tespit edilirken ekonomik yöntem uygulanmadığını, aracın piyasada daha düşük değerlerde emsallerinin olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faiz talep edilebileceğini bu nedenle davacının avans faizi talebinin reddi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerekirken tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... tarafından dava konusu aracın çalınmadığı, sigorta dolandırıcılığı yapıldığı hususlarında herhangi bir ispat faaliyetine girilmediği, bilirkişi raporunda rayiç bedel tespitinin poliçe özel şartları ve Kasko Sigortası Genel Şartları dikkate alınarak yapıldığı, somut uyuşmazlığın temeli mutlak ticari iş sayılan bir sözleşmeden kaynaklandığından hakem heyetince avans faizi üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın çalınması nedeniyle kasko bedeli istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Davacıya ait ticari aracın, 09.12.2020-09.12.2021 vadeli poliçeyle davalı şirket nezdinde kaskolu olduğu ve davacı tarafından gerçekleştiği ileri sürülen hırsızlık rizikosu tarihinin poliçe yürürlük süresi içerisinde olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kaskolu aracın gerçekten çalınıp çalınmadığı ve poliçede teminat verilen hırsızlık rizikosunun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1-b maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.
Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1 inci maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2 nci fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 inci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 inci maddesi ve TTK'nın 1446/2 nci maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; sigortalı aracın, davacı şirketin bir çalışanı olan ...'in kullanımı esnasında arızalanması nedeniyle bulunduğu sokağın bitimindeki boş araziye park edildiği, sigortalı araç sürücüsünün aracı park edildiği yerde 15.04.2021 tarihinde bulamaması üzerine çalındığını iddia ederek polis merkezine başvurması sonrasında, davalı sigortacıya hasar ihbarında bulunulduğu; davalı sigortacının ihbar üzerine yaptırdığı araştırma üzerine alınan tarihsiz araştırma raporunda, sigortalı araç sürücüsünün 02.04.2021 ve 15.04.2021 tarihlerinde konum bilgileri kapalı olduğundan beyan ettiği yerlere gidip gitmediği konusunda tespit yapılamadığı, polis merkezinde verdiği ifadesinde davacı şirket yetkililerini arayarak bilgi verdiğini beyan etmiş ise de, beyan edilen tarih ve saat aralığında ilgili aramaları yapmadığı tespitinde bulunulmuş, yapılan araştırmalar sonucunda arızalanan bir aracın boş araziye terk ya da park edilerek 15 gün sonra aracın yanına gidilmesinin inandırıcı bulunmadığı, aracın arızadan sonra park edilerek 15 gün sonra park edildiği yerde bulunamaması üzerine çalındığından bahisle yapıldığı söylenen görüşmelerin yapılmamasının şüpheli bulunmuş olup, sigortalı aracın meydana gelen bir motor ya da şanzıman arızası nedeniyle çalıntı kaydı verilmiş olabileceği belirtilmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, davalı ... şirketinin aracın çalınmadığı iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve davalı vekilinin rizikonun gerçekleşmediğine ilişkin itirazları İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir.
Yukarıda anılan kanun ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da rizikonun gerçekleştiğini ispat yükümlülüğü davacı sigortalıdadır. Somut olayın özellikleri ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, hırsızlık rizikosunun gerçekleştiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının aracın çalındığı yönündeki iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmakta olduğundan rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından inandırıcı delillerle ispat edildiği söylenemez.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyetince; somut olayın özellikleri gereği, davacının sigorta kapsamında olduğunu iddia ettiği hırsızlık rizikosunun gerçekleştiğini ispatla mükellef olduğu ve davacının aracın çalındığı iddiasına ilişkin oluş biçiminin hayatın olağan akışına aykırı olduğu; poliçe teminatı kapsamında kalan hırsızlığın gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği dikkate alınmak suretiyle davanın tümden reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde Başkan vekili ... ve Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.