Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.07.2018 tarihinde davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçe ile sigortalı olan otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107 nci maddesi uyarınca zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.08.2019 tarihli dilekçe ile taleplerini 117.394,99 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğunun bulunduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiğini savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni maluliyetinin oluştuğunun belirlendiği, kusurlu bulunan sürücünün kullandığı aracın davalı ... şirketine sigortalı olduğu, davalının işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmesi nedeni ile davanın kabulü ile 9.865,57 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 107.529,42 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 04.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili lehine hükmedilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına kazaya neden olan aracın otobüs olması yani ticari bir araç olması nedeni ile avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafça söz konusu Genel Şartlara uygun olarak eksik evrak ikmal edilmeden davanın açılmış olup başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarının usulüne uygun olmadığını, yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvuru şartını yerine getirdiği, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığının ispat edilememesine göre müterafik kusur indirimi uygulanmamasının yerinde olduğu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olduğu, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu, kazaya karışan aracın ticari nitelikte bir araç olduğu dikkate alındığında avans faize hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile 9.865,57 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 107.529,42 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 04.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının emniyet kemeri takmadığının somut delillerle ispat edilememiş olmasına, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.