SUÇLAR: Yağmaya teşebbüs, tefecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2019 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci, 150/1 inci, 241/1 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/449 Esas, 2020/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçlardan beraat kararı verilmiştir.

3. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/449 Esas, 2020/34 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar ..., ... ve katılan kurum vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli 2020/1871 Esas, 2021/1373 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak, sanığın yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 148/1 inci, 35 inci, 62 nci ve 53 üncü maddeleri gereğine 2 yıl 11 ay, tefecilik suçundan ise aynı Kanun'un 7/2. maddesi delaletiyle 241/1,62,52/2-son, 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2022 tarihli ve 2021/115011 sayılı "Bozma" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, ceza verilirken alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, katılanlar hakkında ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılanın sanıktan 5.000,00 TL borç para aldığı sabittir. Ancak, taraflar arasında düzenlenmiş bir senedin ya da yazılı sözleşmenin bulunmaması, katılanın sanıktan faizle borç para aldığına ilişkin iddiasının görgüye dayalı objektif tanık beyanlarıyla desteklenmemesi, dinlenen tanıkların katılanın birinci derece akrabası olmaları ve bu tanıkların tefecilik iddiasını katılandan duydukları haliyle beyan etmeleri, UYAP sisteminden yapılan incelemede sanığın icra dairelerinde bir ilamlı takip dışında alacaklı olduğu dosyaya rastlanmaması, yine sanık hakkında bu yönde bir adli sicil kaydının bulunmaması karşısında sanığın katılanın soyut iddiası dışında atılı suçu işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde hakimler heyetinde tam vicdani kanaat oluşmuştur. Sanık ...'ın katılanların hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ettiği iddiasıyla 5237 sayılı Kanun'un 148/1 inci maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de; sanığın tüm aşamalarda inkara yönelik ısrarlı savunmaları, 04.10.2018 tarihli ve saat 16.00 zamanlı tutanak ile sanığın katılan ...'a gönderdiği mesajların borcun ödenmesine ilişkin olması ve tehdit içermemesi, soruşturma aşamasında katılan ...'ın ve tanık olan annesi N. ve kızkardeşi E'nin beyanlarında sanığın eve gelerek not bıraktığından bahsedilmesi ancak bu not kağıdının fiziken bulunmaması, kaldı ki beyanlara göre notun içeriğinin yine borcun ödenmesine ilişkin olması, katılan ... sanığın eve gelerek "oğlun borcunu ödemezse öldüreceğiz" şeklinde tehditte bulunduğunun tanıklar N. ve E. tarafından kendisine aktarıldığını belirtmesine rağmen bu tanıkların sıcağı sıcağına alınan beyanlarının katılanın bu beyanını desteklememesi, katılan ...'ın soruşturma aşamasında bu durumu kızı ... ile görüştüğünü belirtmesine rağmen tanığın bu görüşmede tehditten bahsettiğine ilişkin bir beyanın olmaması, ayrıca her iki katılanın da bu olayın 21.09.2018 tarihinden sonraki bir gün gerçekleştiğini beyan etmelerine rağmen tanıkların soruşturmadaki beyanlarına göre tarih yönünden katılanların beyanlarında çelişkilerin mevcut olması; katılan ... sanığın kendisine 21.09.2018 günü "oğlunun borcu var, eğer ödemezseniz oğlunu öldüreceğim" dediğini belirtmesine karşın bu hususun da yine somut delillerle desteklenmemesi karşısında, katılanların soyut iddiası dışında sanığın atılı suçu işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının, kabulü ile beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

2. Katılanın aşamalardaki ifadelerinde özetle, "..sanıktan aylık % 15 faizle 5.000,00 TL borç aldığını, herhangi bir belge düzenlemediklerini, aylık 750.00 TL olmak üzere 13 ay boyunca 9.750,00 TL ödediğini, iş yerine gelerek yanında çalışan tanık ...'a 750,00 TL borcumun kaldığını söylemesi üzerine, ertesi gün bu parayı sanığa ödediğini, ancak sanığın kendisine yaptığı ödemelerin çıtır çerez parası olduğunu, verdiği paranın yavrusu olduğunu, ana borcun daha durduğunu söylediğini sonrasında babası katılan ...'ın karşısına çıkarak 6.500,00 TL borcum olduğunu "Ödemezseniz, oğlunuzu öldürürüm." diyerek tehdit ettiğini.. 28.09.2018 günü kızkardeşini takip edip apartman girişinde eline "... benim paramı öde." yazan bir kağıt vererek kardeşini öldüreceğim dediğini, bu olaydan üç gün sonra da evine giderek annesi ...'a "Oğlunuzun borcunu ödeyin, yoksa onu öldüreceğim." diyerek tehdit ettiğini beyan etmiştir.

3. Katılan ... aşamalarda alınan ifadelerinde özetle,"..cezaevinden çıktım..mahalleye geldiğimde bir arkadaşım yanıma gelerek oğlumun sanıktan faizle para aldığını bana söyledi. Bu olayı oğluma sorduğumda doğruladı. 5,000,00 TL para aldığını ve bu parayı 9.750,00 TL şeklinde geri ödediğini anlattı. Bu olaydan bir kaç gün sonra mahallede yürürken sanık önüme çıktı ve oğlumdan 6.500,00 TL daha alacaklı olduğunu bu parayı vermezsek beni ve oğlumu öldüreceğini söyledi ayrıca evime de gitmiş.." şeklinde beyan etmiştir.

4. Sanık istinaf incelemesi öncesi alınan savunmalarında özetle, "..katılanı borç verdiğini faiz almadığını, yanlış yapmayacağını düşünerek senet yada vs bir imzalı belge dahi almadığını, aradan üç yada dört ay geçtikten sonra kimi zaman üçyüz TL kimi zaman dörtyüz TL kimi zamanda beşyüz TL elden para getirip bana teslim ediyordu toplamda bana 4.000,00 TL ödediğini, 2017 yılı içerisinde katılanın işyerini kapatıp bir anda ortadan kaybolduğunu yolda karşılaştığı ...'ın babası katılan ...'a oğlundan 1.000,00 TL alacağımın olduğunu söylediğinde ayaküstü münakaşa ettiklerini, yaklaşık olarak bir hafta on gün kadar süre geçtikten sonra katılan ...'ın alacağı olan 1.000,00 TL parayı ödediğini.." bölge adliye mahkemesinde yapılan duruşmada alınan ifadesinde ise özetle, "..samimiyete binaen benden 5.000,00 TL verdim kesinlikle faiz kararlaştırmadık bir kaç ay geçmesine rağmen verdiğim parayı geri vermeyince sanıktan bu parayı vermesini istedim ancak parayı isterken kesinlikle tehdit etmedim .. babasından sadece ...'ı sordum benden borç aldığını ancak ödemediğini söyledim... ayrıca bir kez de ...'ın evine gittim gitmeden önce ...'ın evini araştırdım çünkü ben ...'ı işyerlerimiz yakın olduğu için tanırdım evine hiç gitmemiştim. Tarif üzerine evini buldum. Annesine ve kız kardeşine ...'ı sordum, onlarda bilmediklerini söylediler, kesinlikle onları da tehdit ettiğim iddiasını kabul etmiyorum. katılanların iddiaları tamamen uydurulmuş yalanlardır .. 5.000,00 TL karşılığında ben katılandan sadece 750,00 TL para aldım, kalan 4.250,00 TL yi alamadım.." şeklinde beyanda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir.

5. Tanıklar E. Y, N. K, Ş. Y'nin ifade tutanakları, kolluk tarafından düzenlenen mesaj tespit ve olay tutanakları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/1871 Esas, 2021/1373 Karar sayılı kararı ile, "Hukuki Süreç" başlığının (3) paragrafında belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.

Suçların Yasal Unsurlarının Oluşmadığına, Ceza Verilirken Alt Sınırdan Uzaklaşılmasının Usul Ve Yasaya Aykırı Olduğuna, Mahkûmiyeti Gerektirir Delil Bulunmadığına, Katılanlar ... ve ... Lehine Ayrı Ayrı Vekalet Ücreti Takdir Edilmesinin Yasaya Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere;
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, somut olayda; katılan ile sanığın karşılıklı iş yerlerinin olduğu, sanığın savunmalarında üzerine atılı yağma ve tefecilik suçlarını kabul etmeyerek katılan borç verdiği parayı tahsil etmeye çalıştığını, sözkonusu görüşmeleri bu amaçla yaptığını savunarak suçlamayı ısrarla kabul etmemesi dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin ".. taraflar arasında düzenlenmiş bir senedin ya da yazılı sözleşmenin bulunmaması, katılanın sanıktan faizle borç para aldığına ilişkin iddiasının görgüye dayalı objektif tanık beyanlarıyla desteklenmemesi, dinlenen tanıkların katılanın birinci derece akrabası olmaları ve bu tanıkların tefecilik iddiasını katılandan duydukları haliyle beyan etmeleri... sanığın eve gelerek not bıraktığından bahsedilmesi ancak bu not kağıdının fiziken bulunmaması.. sanığın eve gelerek "oğlun borcunu ödemezse öldüreceğiz" şeklinde tehditte bulunduğunun tanıklar ... ve ... tarafından kendisine aktarıldığını belirtmesine rağmen bu tanıkların sıcağı sıcağına alınan beyanlarının katılanın bu beyanını desteklememesi.. katılan ... sanığın kendisine 21.09.2018 günü "oğlunun borcu var, eğer ödemezseniz oğlunu öldüreceğim" dediğini belirtmesine karşın bu hususun da yine somut delillerle desteklenmemesi karşısında, katılanların soyut iddiası dışında sanığın atılı suçu işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına.." dair gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılanın soyut beyanı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın yağma ve tefecilik suçlarından beraati yerine ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesininin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/1871 Esas, 2021/1373 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.