Taraflar arasındaki asıl dosyada menfi tespit, asıl ve birleşen dosyada menfi tespit, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı alt yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.08.2005 tarihinde yapılan sözleşme gereğince taahhüt edilen işler yapılırken, davalı şirketin ekonomik sorunlarından dolayı iki adet çekin teminat olarak, davalı firmaya kredi kullanabilmek ve işi yapabilmek için verildiğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak kendi ödemelerini yerine getirmemek amacıyla çekleri kendilerine karşı tehdit unsuru olarak kullandığını, bahse konu çeklerden dolayı herhangi bir borçlarının olmadığını, kaldı ki davalı firmanın 12.12.2005 tarihli yazılarında, sözleşme gereğince kendilerine verilen teminat çeklerini iade edeceklerini belirtmelerine karşın halen teminat çeklerini iade etmediklerini beyanla, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 05.08.2005 tarihli sözleşme ile Bulgaristan'da yapılmakta olan ... Otelinin dekorasyon işini üstlenen yüklenicinin, bu işlerin bir kısmını davalı şirkete verdiğini, davalı şirketin üstlendiği işleri tamamlamadan iş yerini terkettiğini, tamamladıklarını da ayıplı ve sözleşmeye aykırı şekilde yaptığını, iş bedelinin ödenmesi için 510.000,00 EURO bedelli çeklerin teslim edildiğini ve davalı tarafın vadesi gelince bu çekleri kullandığını ve müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak davalının elinde halen bir adet ödenmemiş çek bulunduğunu, ... Bankası ... Şubesi'nin 28.04.2006 tarihli ve 35.000,00 EURO bedelli çekin davalı şirket tarafından bankaya ibraz edildiğini ve her an icraya konabilecek durumda olduğunu, müvekkili şirketin de ödeme maksadıyla verdiği bu çeklerin karşılığında davalıdan teminat çekleri aldığını, ancak bu çeklerin ödeme yapıldıkça davalı şirkete iade edildiğini, davacı şirketin elinde iki adet çek kaldığını, alt yüklenicinin edimini ayıplı ifa etmesinden ve işi süresinde bitirmemesinden dolayı mal sahibine karşı zor durumda kaldıklarını, mal sahibi olan şirketin, davalının yaptığı işin gecikmesi ve düzgün yapılmamış olmasından dolayı müvekkiline tazminat ve gecikme cezaları kestiğini ve kesmeye devam ettiğini, bu bedelleri de müvekkilinin istihkaklarından düştüğünü, sözleşmenin haklı olarak feshinden sonra müvekkili şirketin, eksik kalan işlerin bir kısmını kendisi yaptığını, bir kısmını da başka bir firmaya yaptırdığını, sözleşme uyarınca gecikilen her gün için cezai şart kararlaştırıldığını, davalının kusuru neticesinde gecikmeler olduğunu ve müvekkilinin zarar ettiğini, bu nedenle de davalının müvekkiline cezai şart ödemesi gerektiğini, müvekkili şirketin üstlendiği işi henüz teslim ettiğini ancak kesin kabulün yapılmadığını, sözleşme koşulları uyarınca ödemesi gereken bedeli fazlasıyla davalıya ödediğini, bunun istirdadı ya da mahsubu gerektiğini, alt yüklenicinin elinde kalan çekin karşılıksız kaldığını, bu çekin aslının davacıya iadesinin gerektiğini, bunu 23.05.2006 tarihli ihtarnamelerinde talep etmelerine rağmen halen taraflarına verilmediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 81.000,00 EURO'unun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ve fesih tarihinden itibaren işleyecek döviz reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 35.000 EURO bedelli çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
1.Davalı yüklenici vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; alt yüklenici tarafından işin tamamlanmadığını, tamamlanan kısımların da ayıplı olduğunu, buna rağmen iş bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen dava davalısı alt yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2011 tarih, 2011/11 Esas, 2011/71 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı PİM Proje Yönetim İnşaat Mimar. San ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı ... ... Tasarım Mimarlık İnş. Tur. İşl. San ve Tic. A.Ş.’ye teminat olarak verdiği 104.000,00 TL bedelli çeklerin 29.393,46 TL miktarının bedelsiz kaldığı anlaşıldığından, söz konusu çekler nedeni ile davacı şirketin davalı şirkete 29.393,46 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 2006/622 Esas, 2007/251 Karar sayılı dosyada davacı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 25.500 EURO cezai şart bedeli ve 30.134,36 EURO olmak üzere toplam 55.634,36 EURO’dan davalının cari hesap alacağı olan 19.192,99 TL'nin dava tarihi itibari ile Euro karşılığı olan 11.383,74 EURO’nun mahsubu ile bakiye 44.250,62 EURO’nun dava tarihinden itibaren 32095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının bir yıl vadeli Euro’ya uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte BK. 83. madde gereğince ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine, söz konusu hükmün infazı esnasında (A-1) no.lu hükümle davacı tarafından açılan menfi tespit davasında reddedilen kısım yönünden tahsilde tekerrür olmaması nedeni ile 74.606,54 TL'nin hüküm altına alınan 44.250,62 EURO’nun TL karşılığından infaz aşamasında mahsubuna, fazlaya ait talebin reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2011 tarih, 2011/11 Esas, 2011/71 Karar sayılı kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 15.04.2013 tarih, 2012/4198 Esas, 2013/2555 Karar sayılı ilamında; tarafların sair temyiz itirazlarının reddiyle, karşılıklı yazışmalardan ve ihtarname içeriklerinden alt yüklenicinin edimini ifasına uygun biçimde zamanında yer tesliminin yapılamadığının anlaşıldığı, bu durumda zamanında yer teslimini gerçekleştirmeyen davalı yüklenicinin fesihte haklı olduğundan söz edilemeyeceği, bir kısım malzemenin otele getirildiği, yer teslimi yapılmadığından montajının sağlanamadığı 09.05.2006 tarihinde yüklenici tarafından yaptırılan tesbitte sabit olduğu, sözleşmede bedel götürü (BK.365 madde) olarak saptandığından taşeronun (alt yüklenici) iş bedelinden hakettiği miktarın gerçekleştirdiği imalâta göre bulunması gerektiği, mahkemece yapılması gereken işin, bilirkişilerden ek rapor alınarak, gerçekleşen imalâtın, sözleşmede kararlaştırılan işin tamamına göre fiziki oranının hesaplattırarak, bu oranı 510.000,00 EURO iş bedeline uygulatmak, böylece bulunacak hakediş tutarından yüklenici ödemelerini mahsup etmek, alt yükleniciye fazla ödeme yapıldığı anlaşıldığında bu miktar üzerinden asıl davayı reddetmek, yüklenicinin alacaklı olduğu anlaşılırsa asıl davayı kabul etmek, birleşen davada ise, yüklenici sözleşmeyi feshettiğinden ve sözleşmede de BK’nın 158/II. maddesince aksine düzenleme yer almadığından ifaya ekli cezai şart ve eksik iş bedeli isteyemeyeceği gözetilerek tümüyle reddine karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2016 tarih, 2014/564 Esas 2016/553 Karar sayılı kararı ile; alınan rapora göre; davacının sözleşme gereğince eksik bıraktığı işin %10,1 olduğu, buna göre 510.000 EURO götürü usul iş bedelinden davacının 458.421,09 EURO ödemeyi hak ettiği, davalı ... tarafından davacıya yapılan ödemeler toplamının 468.439,54 EURO olduğu, buna göre davalı ...'nın 10.018,45 EURO fazla ödeme yaptığı, yapılan fazla ödemenin TL olarak dava tarihi olan 09.05.2006'daki karşılığının 16.866,06 TL olduğu bildirildiği, bilirkişi raporunun bozma ilamında istenen ve açıklanan hususları karşıladığından yeterli bulunduğu belirtilerek,asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının yaptığı 16.866,06 TL (10.018,45 Euro karşılığı) fazla ödeme miktarınca davanın reddine, 87.133,94 TL üzerinden davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine, birleşen dosyada davacı tarafından sözleşme haksız olarak fesih edildiğinden cezai şart ve eksik iş bedeli alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin 13/06/2016 tarihli 2014/564 Esas 2016/553 Karar sayılı kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
5. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 29.03.2018 tarihli 2017/2265 Esas, 2018/1228 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, mahkemenin önceki bozma ilâmında işaret edilen hususları noksansız olarak yerine getirmediği, bozma ilâmından sonra yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi yapılmışsa da, bilirkişi raporunda davalı yüklenici alacağı bozma ilâmında gösterilen yönteme göre belirlenmediği, mahkemece, yeniden oluşturulacak konunun uzmanı teknik bilirkişilerden rapor alınarak; işin bedeli götürü olduğundan, sözleşme bedeli olan 510.000,00 EURO kabul edilip davacının gerçekleştirdiği imalâtın, ayıp ve eksiklikler dikkate alınmak suretiyle işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranı yüzde (%) olarak belirlenmesi, belirlenen bu oran, götürü bedele uygulandıktan sonra oranlanmak suretiyle, hakediş bulunması gerektiği, bulunan hakedişten yüklenicinin yaptığı ihtilâfsız ödeme miktarı mahsup edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında asıl dava yönünden bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; dava konusu sözleşmede sözleşme bedeli ve diğer tutarlar Euro üzerinden anlaşıldığından borç alacak rakamları Euro olarak hesaplandığı, yüklenici tarafından Taşeron PİM Proje'ye yapılan 503.439,54 € tutarındaki ödemelerden 27.02.2006 tarihli çeki ödemediği, çekin ... 9. İcra Müdürlüğü'nün 2006/13452 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, böylece taşeron PİM Projeye yapılan ödeme rakamının 503.439,54€-35.000€=468.439,54 € olduğu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sözleşme maddeleri ile alınan mal ve hizmetlerin tamamlanma yüzdeleri %95,24, tamamlanan 485.750,52€, eksik kalanı 24.429,48 € olarak hesap edildiği, İşveren ... tarafından Taşeron PİM Proje'ye yapılan 503.439,54€ tutarındaki ödeme yapıldığı, 35.000,00 € tutarındaki çekin ödenmemesi ile 468.439,54€ ödeme yaptığının sabit olduğu, işveren ...'nın yaptığı ödemelerin; 468.439,54€ taşeron PİM Projenin ürettiği mal ve hizmet tutarının 485.750,52 € İşveren davalı-karşı davacı ... ...'nın Taşeron davacı-karşı davalı Taşeron PİM Proje'ye (-17.310,98 €) Borçlu olduğu, dava tarihi itibariyle TL karşılığı olarak 29.143,03 TL borçlu olduğu, bu nedenle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya 74.856,97 TL (104.000,00 TL - 29.143,03 TL) yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, birleşen davanın reddine dair karar bozma kapsamı dışında kalıp kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı-birleşen dava davalısı alt yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin fahiş bir hata yaptığını, bilirkişi raporunda davalının müvekkili şirkete 17.310,98 EURO borçlu olduğunun bildirildiğini, bu durumda müvekkili şirketin teminat senedi olarak verilen 104.000,00 TL tutarında borcunun olmadığı üzerine alacaklı olduğunun sabit olduğunu, karşı tarafın borçlu kendilerinin alacaklı olduğunu, bu durumda davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu, yurt dışına toplamda 520.082.60 EURO'luk ürün gönderilmiş olup, 12.985,91 EURO ürün gönderilmediğine dair tespitin tamamen hatalı olduğunu, sevke edilen ürünlerin hepsinin yurt dışına beyan edilerek ihraç edilen ürünler olup toplam sevkiyat tutarının 520.082,60 EURO olduğunu, hükme esas alınan raporda müteaddid kere hatalı olduğu için itiraz edilen raporlara atıf yapıldığını, sevk edilen malzemenin açık olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı-birleşen dava davacısı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından eksik malzeme sevkedildiği ve de malzeme bedelleri içerisinde ödemeleri yapılan montajların da eksik yapıldığının dosyadaki belge ve beyanlarla sabit olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 16 yıldır devam eden yargılama sürecinde tanzim edilen diğer bilirkişi raporlarının yok sayıldığını, karşı tarafın işi yarım bırakması nedeniyle 3. kişilere işi tamamlatmak zorunda kaldıklarını, ekstra masraf yaptıklarını, tüm bu süreç boyunca yapılan masraflara ilişkin 381 sayfalık klasörün dava dosyasına ibraz edildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı-birleşen davacı şirket tarafından yapılan işler ve ödemeler ile ilgili gerçeğe uygun bir tespitte bulunulmadığını, dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarında davacının işi eksik yaptığının tespit edildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise eksik işler toplamı 12.985,91 EURO şeklinde tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile diğer bilirkişi raporları arasında fahiş bir fark bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan 05.08.2005 tarihli sözleşmeye göre yapılacak işin bedelinin toplam; malzeme tutarı +nakliye + montaj dahil olmak üzere 510.000 EURO olarak belirlendiğini, sözleşme konusu işin bedeli; montaj ve nakliyeyi de kapsadığı için her bir kalem mal bedeli içerisinde montaj ve nakliye bedellerinin de yer aldığını, bilirkişi raporunda nakliye bedelinin değerlendirmeye alınmadığını, montaj bedelinin ise eksik olarak tespit edildiğini, bir kısım montaj işleminin tamamlanmadığının ve bir kısım mobilya tesliminin yapılmadığının tesbitinin ve hesabının yapılması gerektiğini, davacı tarafın mobilyaların bir kısmını göndermediği/teslim etmediği ve teslim ettiği bir kısım ürünlerin ve teslim etmediği ürünlerin de montajını yapmadığı dosyadaki belgelerden sabit olmakla beraber, dosyada tevsik edilen davacı tarafından imal edilmeyen malzemelerin listesi ve malzemelerin bedelinin de nazara alınmaması gerekirken, mahkemece bilirkişi raporundaki hukuka aykırı bu tespitlere dayalı olarak tesis edilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay bozma ilamında birleşen dava dosyasındaki hükmün onandığına ilişkin açık bir ifadenin bulunmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesi uyarınca verilen iki adet teminat çeki nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespiti, birleşen davada ise, işin yarım bırakılması nedeniyle doğan zararın ve cezai şartın tazmini istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355-370
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-birleşen dosya davacısı yüklenici vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı-birleşen dava davalısı alt yüklenici vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; asıl davada davacı alt yüklenici yaptığı iş karşılığında teminat olarak verdiği 104.000,00 TL bedelli 2 adet teminat çeki için menfi tespit isteminde bulunmuş ve bozma ilamından sonra alınan rapora göre yaptığı iş karşılığının 485.750,52 EURO, yapılan ödemenin ise 468.439,54 EURO olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacı alt yüklenicinin sözleşme dolayısıyla yaptığı işe karşılık 17.310,98 EURO alacağı bulunduğuna göre teminat çekleri yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözden uzak tutularak yanlış değerlendirme ile mevcut şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dava davacısı yüklenici vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı-birleşen dava davalısı alt yüklenici vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı'ya iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacı'dan alınmasına,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.