İNCELEME KONUSU

Mahkumiyet

Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/405 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 01.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.04.2022 tarihli ve 2021/23300 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/52514 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/52514 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18/11/2015 tarihli ve 2015/7647 esas, 2015/24703 sayılı ilamında, "...Sanıktan bir adet ruhsatsız tabanca ve bir adet yasak bıçak ele geçirilmiş olması karşısında, TCK.nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması, buna göre de sadece 6136 sayılı Kanunun 13/1. madde ve fıkrasında tanımlanan ruhsatsız tabanca taşımak suçundan dolayı silah sayısı dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca 6136 sayılı Kanunun 15/1. madde ve fıkrasında tanımlanan yasak niteliği haiz bıçak taşımak suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi..bozmayı gerektirmiştir." şeklinde belirtildiği, somut olayda sanıktan 6136 sayılı Kanun'un 13/4. maddesi kapsamında 1 adet tabanca ve 14 adet fişek ile birlikte yine anılan Kanun'un 15/4. kapsamında bıçak ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olay nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesine göre fikrî içtima kuralları uygulanarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 6136 sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde "Ülke içinde kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala,kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımı yasaktır." şeklinde ve aynı Kanun'un 15/4. maddesinde "(Ek fıkra: 23/1/2008-5728/158 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı olan yivli ve yivsiz silahlarla bıçak ve diğer aletleri, hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıyanlar, üç aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran, dosya kapsamında bulunan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 08/03/2019 tarihli ve BLS-2011/1719 sayılı uzmanlık raporuna göre, 6136 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz olmayan bıçağı, sanığın sırf saldırıda kullanmak amacıyla yanında taşıdığına ilişkin somut bir emare bulunmaması karşısında, "sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıma" suçunun unsurunun oluşmadığı, bu nedenle ayrıca 6136 sayılı Kanun'un 15/4. maddesi uyarınca cezalandırılamayacağının gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A. (1) Numaralı İstem Yönünden;
1. 6136 sayılı Kanun'un dördüncü maddesinin birinci fıkrası; "Ülke içinde kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımı yasaktır." Aynı Kanun'un 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı olan yivli ve yivsiz silahlarla bıçak ve diğer aletleri, hal ve şartlara göre sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıyanlar, üç aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.

2.İnceleme konusu olay, bir işyerinde kolluk güçleri tarafından yapılan aramada hükümlü ...'a ait 1 adet tabanca, 15 adet fişek ve 1 adet bıçağın ele geçirilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

3.Hükümlüden ele geçirilen 1 adet tabanca ve 15 adet fişeğin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz silahlardan olduğu ancak bıçağın 6136 sayılı Kanun'un dördüncü fıkrasında sayılan silahlardan olmadığı 15.02.2011 tarihli Kriminal Rapor ile tespit olunmuştur.
4. 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinde düzenlenen, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır şeklindeki fikri içtima kuralına göre hükümlünün 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca da ayrıca hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
B. (2) Numaralı İstem Yönünden;
6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tanımlanan suçun tehlike suçu olması ve “taşınması ve bulundurulması yasak olmayan bıçak ve diğer aletlerin bir suçta kullanılmaksızın sırf saldırı amacıyla taşınması halinde oluşacağının” belirtilmesi karşısında, suçta kullanılan bıçağın anılan Kanun'un dördüncü maddesi kapsamında yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığının uzmanlık raporuyla tespit olunduğu ve hükümlünün kovuşturma evresinde alınan savunmasında hasımları olduğu için suça konu silahı bulundurduğunu beyan ettiği bu nedenle eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

A. (1) Numaralı İstem Yönünden;

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2021 tarihli ve 2021/405 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. (2) Numaralı İstem Yönünden;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.