Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, uzman bilirkişi raporunda incelendiği bildirilen 1959 yılı memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafı dosyaya eklenmediği gibi, memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırıldığı bir uygulama da bulunmadığı, taşınmazın yeri memleket haritası üzerine bilirkişi tarafından yaklaşık olarak kırmızı ile boyanmak suretiyle işaretlendiği, bundan ayrı; davacıların tutunduğu R.Evvel 289 tarih 51 numaralı ...Ağa oğlu ... adına kayıtlı 24 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının sınırlarının yön belirtilmeksizin dere, duvar, sırt, ... okumakta olup, değişir ve genişletilmeye elverişli sınırlar içeren kaydın mahalline yöntemince uygulanmadığı, 6831 sayılı Kanunun 1/G ve 1/F madde hükümlerinin uygulanabilmesi için dayanılan tapu kaydının öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerde oluşmuş olmasının ve miktarı ile taşınmaza uymasının gerektiği, bu doğrultuda usulüne uygun orman araştırması yapılması orman olması halinde dayanak kaydının değerini yitirdiği, orman olmaması halinde tapunun uygulanması ve genişletilebilir sınırlara sahip olması nedeniyle miktarıyla geçerli olduğunun kabulü, orman sayılmayan ve tapu kaydının da uyduğu tespit edilirse 6831 sayılı Kanunun 1/G ve 1/F maddelerinin gözetilmesi gerektiği, vergi kayıtlarına da dayanılmış ise de, taşınmazda zilyetlik bulunmadığı açıklandığından ve vergi kaydı mülkiyet belgesi olmadığından, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceğinin dikkate alınmaması gerektiği açıklanarak, yöntemince orman araştırması ve tapu kaydı uygulaması yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " ... her ne kadar keşif mahallinde mahalli bilirkişiler tarafından davacı tarafça dayanılan tapu kaydının dava konusu yere aynen uyduğu belirtilmiş ise de, uzman fen bilirkişinin yukarıda açıklanan gerekçeli ve bilimsel raporu ve paftadaki gerçek durum karşısında yerel bilirkişi beyanlarına değer verilemeyeceği, dayanak tapu kaydı olan Kanuni evvel 289 tarih ve ... adına kayıtlı tapu kaydının nizalı yer dışında kaldığı, memleket haritasında ve incelenen hava fotoğraflarında dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu, dava konusu alan üzerinde 30 - 35 yıllık meşe ağaçlarının mevcut olduğu, dava konusu yerin orman alanı içerisinde kaldığı ve üzerinde tek yıllık otsu bitkilerin ve meşe ağaçlarının bulunduğu, ayrıca orman sayılan ve sayılmayan kısımlar arasında ayrıca unsur da bulunmadığı, taşınmazların evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından sürdürülen zilyetliğin hukuki değer taşımadığı, davacı tarafça dayanılan vergi kayıtlarına da taşınmazda zilyetlik bulunmadığı açıklandığından ve vergi kaydı mülkiyet belgesi olmadığından, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.