Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.01.2016 tarihinde meydana gelen kazada davalının sigortacısı olduğu araç ile davacının aracının çarpışması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, sakat kaldığını, kazada davalı ... tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunu iddia ederek 3.200,00 TL geçici ve sürekli iş gücü kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; talebini 86.670,24 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı ... şirketine başvurduktan sonra kendisinden istenen eksik belgeleri tamamlamadan dava açtığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davada kusur oranın tespiti gerektiğini, talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının da teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı bulunan aracın davacıya ait araçla çarpışması sonucu davacının yaralandığı, adli tıp raporuna göre davacının dava konusu kazadan dolayı %15,2 oranında malul ve 6 ay geçici iş göremezlik durumunda kaldığı, kazada davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile bağlı bulunan araç sürücünün %100 kusurlu olduğu, davalı şirketin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle toplam 86.670,24 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davalı ... şirketinin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğunun olmadığını, dava konusu kazanın aynı zamanda iş kazası olması nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan tüm ödemelerin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunun ve dosyada bulunan kusur raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneğinin de tazminattan mahsup edildiği" gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını ve SGK tarafından yapılan bir ödeme var ise mahkemece bu araştırılmadan hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve Mahkemece hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.11.2017 tarihli raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 27.10.2017 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.

Mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

Davacı tarafa SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı belirlenmiştir.

3. Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) yazı yazılarak davaya konu 01.01.2016 tarihli kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazası yönünden herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması halinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının sorulması ve varsa dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi gerekmektedir. Söz konusu araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerler davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.