Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan anneleri ...'nun paydaşı olduğu çekişme konusu 20 parça taşınmazın tapu kayıtlarında soyadının sehven ...l veya ... olarak yazıldığını ileri sürerek, anılan kayıtlarda mirasbırakanın soyadının “...” olarak düzeltilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece, "Hal böyle olunca; çekişme konusu taşınmazların imar veya ifraz öncesi tapu kayıtlarının ve tüm dayanaklarının getirtilmesi yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca inceleme yapılıp varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, kabule göre de; dava konusu edilmeyen ... ada ... parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde mahkemece iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; bozmaya uymakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma ilamında gösterildiği şekilde araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca; hükmüne uyulan önceki bozma kararında değinilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, dava konusu taşınmazların her biri için ayrı ayrı tapuya tesciline dayanak teşkil eden tapulama tutanaklarında yazılı kimlik bilgileri ve doğum tarihi belirtilerek, aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmazların dayanak belgelerdeki verileri ile davacıların mirasbırakanına ait bilgilerin karşılaştırılması, mahallinde keşif yapılarak her bir taşınmaza ilişkin olarak; kimin veya kimlerin kullanımında olduğu, ne şekilde tasarruf edildiği, kime veya kimlere ait olduğu, hak iddia eden başka kişiler bulunup bulunmadığı ve bir kısım taşınmazların kadastro tutanaklarında geçen farklı kişilerin ( ... v.d.) davacıların mirasbırakanı ile hısımlık bağı konularında tanıkların, mahalli bilirkişilerin ve tespit bilirkişilerin beyanlarının alınması, mülkiyet nakline sebebiyet vermemek bakımından davacıların mirasbırakanı ile taşınmazların kayıt malikinin aynı kişiler olup olmadığının tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.