Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 17.05.2018 tarih ve 2015/572-2018/501 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile alacağını müvekkiline temlik eden dava dışı ...'nun yine dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu limited şirketin vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine rücu ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, ...'nun icra dosyasına konu alacağını temlik sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; incelenen sicil kayıtlarına göre kamu alacağı borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla kamu alacağı borcunun limited şirketten tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın kötüniyeti kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının temlik edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı limited şirkete ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya rücu amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davadışı limited şirketin ortağı ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Kamu idaresinin 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi çerçevesinde söz konusu alacağın kamu borçlusundan tahsil edilemeyeceğini değerlendirerek ...'na yönelmiş olduğu dosya kapsamı ile belirgindir. Bu durumda, davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacının hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın, teselsül hükümleri gereğince, davalıya hisse oranı dairesinde rücu edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Mahkemece, ispat yükü dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.