B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Beraat
Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, somut olayda sanıklar hakkında verilen 07.06.2018 tarihli hükümlerin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemiş, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez verilmiş hükümler olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu;
Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2012 tarihli ve 2012/242 Esas, 2012/400 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2012 tarihli ve 2012/242 Esas, 2012/400 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/1827 Esas, 2017/21723 Karar sayılı kararı ile "sanık ... ile birlikte müştekilere karşı atılı suçu işlediği iddiası ile İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinde 2012/654 esas sayılı kamu davası bulunan sanık ... hakkındaki dava ile iş bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle, imkan bulunması halinde dosyaların birleştirilmesi, birleştirme imkanı yoksa ise ilgili dosyanın tekrar celp edilerek geldiği son durum itibariyle özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosyaya intikali sağlanıp, toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2018 tarihli ve 2012/654 Esas, 2018/92 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/440 Esas sayılı dosyasındaki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2017/440 Esas, 2018/248 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediğine ve beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Katılanların hayvancılık ve zirai üretim amacıyla kredi başvurusunda bulunmak istedikleri, sanık ...'dan İzmir Barosunda avukat olarak görev yapan sanık ...'ın bu konuda danışmanlık verdiğini öğrendikleri, 21.04.2010 tarihinde sanık ...'ın ofisine gittikleri, burada sanık ...'ın sanık ...'i müsteşar olarak tanıtıp kredi başvurusu konusunda kendilerine yardım edebileceğini, kredi için istenen tüm belgelerin aslında formalite olduğunu, kredi notunun önemli olmadığını ve bu konuların ikili ilişkiler ve bağlantılar ile çözülebileceğini söyleyerek katılanları kredinin başvurularının olumlu sonuçlanacağına inandırdığı, aynı gün katılanların sanık ...'a 50.000,00 TL verdikleri, ayrıca katılan ...'ın sanık ...'a adına zirai ve diğer tarımsal faaliyetler için kredi başvurusunda bulunma yetkisini de içeren vekaletname verdiği, ancak başvurulan kredinin çıkmadığı, sanıkların bu suretle eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunmuştur.
2. Mahkemece tarafından, sanık ...'ın kredi başvurusu için gerekli projeleri hazırlayarak ... Ziraat Bankası Şubesine başvuru yaptığı ancak, bankanın katılan ...'ın kredi notunun düşük olması nedeniyle kredi talebini kabul etmediği, sanık ... tarafından bu yaşanan olumsuzlukların katılan ...'a bildirildiği, nitekim 07.12.2010 tarihli katılan ...'ın imzası bulunan ibraname başlıklı belgede de sanık ... ile katılan ...'ın kredi işlemlerinin bu tarihten sonra ... tarafından takip edilmesi hususunda anlaşmaya vardıklarının ve katılan ...'ın sanık ...'ı ibra ettiğinin belirtildiği, sanık ...'ın bürosunda sanık ...'i müsteşar olarak tanıttığına ilişkin dosya kapsamında yeterli delilin bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların atılı suçu işlediklerine dair yeterli delilin bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.
A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıklar hakkında verilen 07.06.2018 tarihli hükümlerin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemiş, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez verilmiş hükümler olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1.5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptırabileceğini belirterek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda ise sanık ...'ın, sanık ...'in müsteşar olduğunu söyleyerek haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı ancak suç tarihi itibariyle (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle eylemlerin sanık lehine olan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanığın, yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin suçun iştirak halinde işlendiğinin iddia olunması nedeniyle 28.02.2013 tarihli sanık ...'un sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, incelemeye konu dosyada sanıklar hakkında ilk kez kurulan hükümler yönünden dava dosyasının daha önce Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı ve inceleme konusu hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, kanun yolunun re’sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, dava dosyasının Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2017/440 Esas, 2018/248 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.