SAYISI: 2015/613 E., 2016/251 K.

Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
...19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Cumhuriyet Savcısı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 nci maddesinin uygulanmaması nedeniyle hükmü bozulması istemi ile temyiz etmiştir.

2. Sanık müdafii, süre tutum dilekçesi ile hükmü temyiz etmiştir.

1. 11.05.2015 tarihinde dolandırıcılık suçundan yakalanan şikâyetçinin alınan parmak izi sonucu düzenlenen raporda; parmak izinin 13.09.2010 tarihinde pasaport için verilen parmak izi ile aynı olmadığının tespiti üzerine, şikâyetçinin alınan beyanında göre pasaport üzerindeki fotoğraftan teşhis ettiği arkadaşı olan sanığın kimlik bilgilerine ulaşılması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın 14.09.2010 tarihinde ...İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğüne müracaat ederek kendisini şikâyetçi Ömer Bayram adı ile tanıtıp şikâyetçi adına şikâyetçi bilgisi dışında 14.09.2010 tarihli umumi pasaport müracaat formunu doldurup, formun üzerinde kendi fotoğrafı olacak şekilde şikâyetçi bilgilerini içeren bu form ile emniyet müdürlüğünden şikâyetçi adına pasaport çıkarmak sureti ile üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında; 2010 yılında yurt dışı yasağı olduğunu, yurt dışına çıkması gerektiğini, şikâyetçi arabasında bulunan kimliği ondan habersiz alıp onun adına başvuru formu düzenlediğini, başvuru formuna kendi fotoğrafının yapıştırdığını, daha sonra şikâyetçi adına pasaport geldiğini, şikâyetçinin pasaportu kendisine getirdiğini, daha sonra kendi pasaportunu alınca bu pasaportu yaktığını beyan etmiştir.

3. Kriminal raporda; umumi pasaport müracaat formundaki imzaların şikâyetçiye ait olduğuna dair kaligrafik uygunluk tespit edilemediği belirtilmiştir.

4. Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarih ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliğinden getirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin aldatma kabiliyetini denetlemek durumundadırlar. Aldatma kabiliyetinin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı, aslı bulunamayan belgelerin aldatma niteliği bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği ve fiili iğfalin de aldatıcılık niteliğini göstermeyeceğinden; somut olayda, aslı ele geçirilemeyen suça konu pasaport üzerinden dava açıldığının anlaşılması karşısında, aslı bulunmayan belgenin aldatma niteliği tespit edilemeyeceğinden resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları oluşmayacağı ve bu suretle sanık hakkında beraat karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;

a. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
b. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ...19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.