Mahkûmiyet
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası,62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafii, katılanın ileri sürdüğü iddiaları ispat edemediğini, sanığın resmi belge olan bonoda sahtecilik yapmadığını beyan ederek hükmü bozulması istemi ile temyiz etmiştir.
1.Katılan vekilinin şikâyet dilekçesinde, sanığın katılandan 4.500,00 TL para aldığını ve aralarında ödemeye ilişkin anlaşmanın varlığını ispat için boş bir senet ortaya koyarak imza aldığını, sonra da evrak üzerine sanık "elektrik su ödendi" diye kendi el yazısı ile yazdıktan sonra, senetin baş kısmına yazdığı yazıların üzerini karaladıktan sonra seneti yırtarak çöpe attığını, katılanın arkadaşlarından birisinin kendisini uyarması neticesinde katılan senet evrakından bulabildiklerini toplayarak poşete koyduğunu, sonrasında senetin fotokopisi üzerine "su elektrik ödendi" yazılan senetin başlangıç kısmına ... imzalı katılandan para aldığı yazı kısmını keserek kalan kısımları doldurarak... 1. İcra Müdürülüğünün 2014/953 Esas sayılı dosyasında takibe koyduğunu belirterek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın “4.500 TL ...'den aldım, alacak verecek yoktur” yazılı bononun baş kısmını imzaladığı, sonrasında katılanın bononun alt kısmını imzaladığı, katılanın kendisinden bonoyu istemesi üzerine, bononun fotokopisini çektiği, üzerine su elektrik ödendi yazdığı, bononun baş tarafını karaladığı, katılana gösterip yırtıp attığı, katılanın arkadaşlarının kendisini uyarmaları üzerine, katılanın yırtılan fotokopileri topladığı, daha sonra sanığın bononun boş kısımlarını kendi el yazısı ile 156.000,00 TL bedel yazıp doldurduğu ve kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde bulunmak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği iddia olunmuştur.
2.Sanık savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, Yusuf'un kendisine senet verdiğini, 2-3 tane senedi onun yanında yırtıp çöpe attığını, Yusuf'un onlardan bir tanesini alıp delil olarak kullandığını, kiraladığı iş yerinin sıvasını, elektrik ve su tesisatını, çatısını terasını yaptırdığını, harcadığı bu paralara karşı Yusuf'un senet verdiğini, sözleşmeyi Ali Gündüz ile yaptığını, fakat Yusuf'un herşeye karıştığını beyan etmiştir.
3.24.11.2015 tarihli duruşmada suça konu senet üzerinde yapılan incelemede; takibe konulan senedin incelenmesinde ödeme tarihinin 10 Ocak 2014 olduğu, senet bedelinin rakam ve yazı ile 156.000,00 TL olduğu, lehtarın ..., keşidecisinin ise ... olduğu, keşide tarihinin 01.11.2013 olduğu, senedin sol tarafından düzgün bir şekilde yırtılmış olduğu izleniminin edinildiği, senedin arkasında ciro bulunmadığı; yırtılmış senet fotokopisinin incelenmesinde fotokopinin sol tarafında "... alacak verecek yok yazısı" ve ... imzasının olduğu, bu kısmın çizilmiş ve karalanmış olduğunun görüldüğü, senedin orta tarafında ise su elektrik ödendi yazılarının bulunduğu, üst paragrafta incelenen senedin keşideci kısmındaki 3 imzanın yerleri karşılaştırıldığında iki senedin aynı olduğu izlenimi edinildiği tespit edilmiştir.
4.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 13.07.2015 tarihli raporunda, 156.000,00 TL bedelli senetteki imzanın Yusuf’a ait olduğunun anlaşıldığı, yine aynı rapora göre senetteki yazı ve rakamların Hüseyin’in el ürünü olduğu, fotokopi belgedeki yuvarlak içerisine alınmış imzaların Hüseyin’e ait olduğunun anlaşıldığı, senedin köşesindeki alacak-verecek yoktur şeklindeki yazının kime ait olduğunun tespit edilemediği, mavi renkli kalemle çizili bulunan imzanın Yusuf’a ait olduğunun tespit edildiği, fotokopideki üçlü imza ile asıl senetteki üçlü imzanın benzer mahiyette olduğu, su elektrik ödendi yazısının Hüseyin’e ait olduğu, 156.000,00 TL lik senedin sol kenarında kesim olmadığı, parçalanmış fotokopi belgenin 156,000,00 TL bedelli senedin fotokopisi olmasının ve parçalanmış belgenin sol kenarındaki yazı ve imzaları içeren desenli alanın 156,000,00 TL bedelli senetten fotokopi çekildikten sonra ayrılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
5.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin kabulü ile mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/288 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2024 tarihinde karar verildi.